Televizyonların saatler, gazetelerin sayfalar boyu “Belge” veya “kâğıt parçası”nı tartıştığı 12 Haziran’dan bugüne kadar; bazen teke tek, bazen de gruplar halinde yüzlerce kişiyle temasım oldu. Çay-kahve içtik. Uzun uzun sohbet ettik. Bu sohbetler esnasında, medya ve siyasetin gündemiyle, vatandaşın gündeminin oldukça farklı olduğunu gördük.
Vatandaşın gündeminde birinci sırayı çocuklarının durumu alıyor. İlköğretim 5’e kadar çocuklarından ve eğitiminden şikâyetçi olan pek yok. Hatta memnuniyet ve iyimserlik var. Bu seviyeden sonra şikâyet başlıyor. Çünkü ondan sonra her yıl “Seviye Belirleme Sınavı” devreye giriyor. Her yıl sınav demek, her yıl dershane demek. Ailelere masraf, çocuklara gerilim demek... Ve bu gerginlik ile masraf, lise bitinceye kadar, 7 sene boyunca sürüyor. Aileler, her yıl yapılan sınavın, eğitimde, dershanenin ağırlığının artmasına sebep olduğundan son derece rahatsız.
Doğal olarak, bu kadar masrafın, gerilimin ardından üniversite sınavları geliyor. Geliyor da ne oluyor? Çocukların ve ailelerin büyük bir çoğunluğu için koca bir hayal kırıklığı! Daha sonra; çocuğunuz iyi bir eğitim alsa da almasa da, iş bulabilecek mi endişesi yüreklere oturuyor. Çünkü etrafta çok iyi eğitim almış pek çok işsiz genç var. Her evde en az 1 işsiz gencin olduğunu söylemek hiç de abartılı olmaz.
Vatandaşın gündemindeki bir başka konu, ekonomik daralma... İşlerin gittikçe azalması, hayatın pahalılaşması, yarının ne olacağının bilinememesi, belirsizlik insanları kaygılandırıyor. Sıkıntının gittikçe büyüdüğü görülüyor. “Bu millet ayaklanır” diyenler bile var. Bu sorunlarla boğuşan vatandaşın sinirlerinin yıprandığı ve ruh halinin bozulduğu dile getiriliyor. Ayrıca, gıdaların hormonlu-katkılı olduğu, insanların ya zehirli gıda aldığından veya yetersiz beslenmeden dolayı sağlığını kaybettiği, hastanelerin sabah-akşam dolup boşaldığı konuşuluyor.
İnsanlar, Suriye sınırındaki mayınlarla da yakından ilgili… “Silahlı kuvvetler, nasıl oluyor da kendi soktuğu mayını, kendisi çıkaramıyor?” diye hayretle soruluyor. Oradaki geniş bölgenin, mayın bahanesiyle İsrail’e verileceği ve İsrail’in de bir daha oradan çıkmayacağı endişesi zihinlerde kuyu açıyor.
Bazı vatandaşların derdi ise, hasbelkader işini kurmuş fakat askerliğini yapmamış olan çocuğunun askerlik sorunu: İşi olmayan, bekâr bir erkek için “askerlik” pek mesele değil. Fakat 12 veya 15 aylık askerlik süresi, işini kurmuş olan bir kişi için yıkım demek. Bunlar içinde, evlenen, çocuk sahibi olanlar var. Buna bir çözüm bekliyorlar. Bu vaziyette olan gençler ve aileleri, 21 gün bedelli askerlik yapan, Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a gıptayla bakıyorlar.
Vatandaşın gündeminde; küresel ısınma, hava, su ve deniz kirliliği, rüşvet, iltimas, kayırma, demokrasi ve hukukun eksiklikleri de var. Sohbet ettiğimiz kişiler arasında, “Yazılarında neden Demokrat Parti ve Cindoruk’tan bahsetmiyorsun?” şeklinde soranlar bile oldu. Ama bir kişi bile “belge”yi sormadı, ondan söz açmadı. Siyaset nerede, medya nerede, halk nerede?