Türkiye’ye gelen yabancı turistlerin en büyük dertlerinin başında: “Rahatsız edilmek, serbest hareket edememek, alış-verişe zorlatılmak, ısrarla takip edilmek” gibi konular gelmektedir. Bu durumlardan yalnızca yabancılar değil, yerli turistlerimiz de şikâyetçidirler… Turistleri rahatsız eden kişiler kimler peki? Bunların başında da: “Turistik eşya satan mağazalardaki tezgâhtarlar, lokanta garsonları, eğlence yerlerinin body-gard’ları” gelmekteler. Bir de, Don Juan kesilen, Jigolo tipli gençler var… Bu insanların ekserisini; ne yazık ki turizm bölgelerine yaz aylarında, özellikle Güneydoğu ve Doğu illerimizden akın edenler oluşturuyor…
Türkiye’ye tatilini geçirmeye gelen yabancılar; bütün yılın yoğun çalışma stresini atmak için geliyorlar. Güneş ve denizden faydalanmak, doğa ve tarihi yerleri gezmek amacıyla ülkemizi tercih ediyorlar. Dinlenmek, rahatlamak, güzel yemekleri tatmak, eğlenmek istiyorlar! Ancak bazı kendi bilmezler, turistlere, korkulu anlar yaşatıyorlar… Cennet Türkiye’yi cehenneme dönüştürüyorlar… Bu durumlarda; asayişi sağlamakla sorumlu olan polis etkin olamıyor. İşi başından aşmış polis ne yapacağını bilemiyor. “Gerekli prosedürü uygulayalım. Karakol ve Savcılıkta ifadeler alınsın” derken; tatili biten zavallı ve yıpranmış turist, ülkesine dönüyor. Avukat ve tercüman masrafları da ek masraf yükleyince; canı ve cebi yanmış turist Türkiye’yi lanetleyip, çekip gidiyor ve bir daha da gelmiyor.
Polisin ve Belediye zabıtasının görevleri belli! Görev limitlerinin dışına çıkamıyorlar, böylece etkili de olamıyorlar. Bazı ülkelerde uygulandığı gibi, Türkiye’de de, “Turizm Polisi”nin oluşturulması gerekli görünüyor. “Turizm Polisi” Amerika kıtasındaki ülkelerde, aktif görev yapıyor: Turistlerin uğrak yeri olan çarşı ve pazarda, lokantalarda, eğlence yerlerinde devriye geziyorlar… Yerli ve yabancı turistlerin gittikleri plajlarda bisikletle veya yaya dolaşıyorlar… Turisti rahatsız eden, dolandıran, kazıklayan veya eşyasını çalan kişilere anında müdahale ediyorlar… Kanunlar, “Turizm Polisi”ne geniş haklar tanımış. Suçluyu; anında kelepçeliyor, tutukluyor ve hâkim önüne çıkarabiliyor. Esnafa ağır para cezası kesebiliyor. Turistin ülkede kısa bir süre kalacağı düşünülerek, kanunlar yıldırım hızıyla uygulanıyor. Kendini güvenli hisseden turist, o ülkede daha fazla kalıyor, para harcıyor, ülkesine döndüğünde arkadaşlarına ve dostlarına tavsiye ediyor…
Ege’nin turistik yönden en canlısı olarak bilinen bir ilçesinde yaşıyorum ben... Zamanım olduğunda, yabancı uyruklu olan eşimle birlikte arabaya atlayıp, birkaç yüz kilometre yakınlıktaki turistik ilçeleri ziyarete gidiyoruz… Eşim ve ben, uzun seneler yurtdışında yaşadığımızdan, diğer ülkelerdeki turizm anlayışı ve kültürünü, Türkiye’deki anlayış ve kültürle mukayese edebiliyoruz. Birçok defalar hayıflanıyor ve üzülüyoruz. “Senede, 25 milyon yabancı turisti ağırlayan Türkiye’de neden güzel bir organizasyon yok?” diye sormaktan kendimizi alamıyoruz…
Geçen seneye kadar turistik bölgelerde Hanutçuluk başını almış gitmişti. Tezgâhtarlar; turistin elinden, kolundan, belinden tutup zorla mağazaya sokuyorlardı. Kaymakamlar ve Belediye Başkanları, Hanutçuluğun üzerine gidince ve para cezaları yağdırmaya başlayınca, bu olay görünmez oldu. Ama şimdi, aynı tezgâhtarlar; turiste laf atıyorlar, mağazaya davet ediyorlar. Turist mağazaya girmeyince de arkasından küfür ediyorlar! Ekseriyeti, Güneydoğulu olan, siyah tenli, bıyıklı, kara gözlü bu insanların; sert, kaba, bön bön bakışlarından, bir Türk vatandaşı olarak ben bile korkuyorum! Bir de o yabancı turistleri düşünün…
(Yarın devam edeceğiz…)