Köşe Yazısı Arşivi

Atilla Atakan 12.07.2009
Turisti Rahatlatmak İçin Turizm Polisi Şart! - 2

Don Juan tipli vatandaşlarımız da turist hanımlara kene gibi yapışıyorlar. Rahat bırakmıyorlar. Jigolo tipli gençler, 60 yaş ve üzerindeki turist hanımların peşindeler… “Parası vardır. Hoş tutarsam, beni Avrupa’ya götürür.” düşüncesiyle hareket ettikleri malum… Yoksa ninesi yaşındaki kadınla ortalıkta dolaşmazdı…

Bütün ilçeler turist avında! Yabancı genç kızlar ve erkeklerin tavlanması için her türlü oyunlar düzenleniyor ve hayata geçiriliyor… Ekserisi Güneydoğulu olan gençler, Türkiye’den yabancı bir ülkeye kapağı atmak için her türlü manevraya müsaitler! Yaş farkı, güzellik çirkinlik önemli değil! Önemli olan, bir an önce Türkiye’den yırtmak…

Mağazalardaki ürünlerin üzerinde fiyatlar asılı değil. Nabza göre şerbet veriliyor… Euro veya Dolar üzerinden fiyatlar söyleniyor. Turistler de verilen fiyatların hepsinin şişirilmiş olduğunu biliyorlar. Ya arkadaşları, dostları kulaklarını bükmüş veya Türkiye hakkında okudukları kitapların yazarları ikaz etmişler! Onlar da, tezgâhtarların verdiği fiyatların %30 veya %40 aşağısını teklif ediyorlar. Kimse enayi değil! Pazarlıktan sonra %50’de anlaşıyorlar. Turist pazarlıktan dolayı memnun, tezgâhtar da kazığı atmaktan dolayı daha memnun…

Ben, Türkiye’yi turizm yönünden, Mısır ve Fas’a benzetirim. Gürültülü pazarlıklar, turist avcılığı, kadınları gözle ve sözle rahatsız etmek, ellemek, turisti yolunacak aptal bir tavuk olarak görmek, vs… Maalesef, turizm anlayışı yönünden Avrupai bir kültürümüz yok. Bu durumu fark eden turistler, sokaklarda problem yaşamamak için direkt olarak 5 veya 4 yıldızlı otellere gidiyorlar. “Her şey dâhil” sistemiyle otelden dışarı çıkmıyorlar. Ekmek elden, su gölden misali, yiyip-içiyorlar, güneşleniyorlar, havuza ve denize giriyorlar, geceleri otelin diskosunda dans ediyorlar… Tatil bittiğinde de, hava limanına gidip “Chau Türkiye” diyip ülkelerine dönüyorlar.

Aynı şekilde, kruvazörlerle gelen turistler, tarihi yerleri gezdikten sonra büyük gemilerine dönüyorlar ve çekip gidiyorlar… Kimse sokakta problem yaşamak istemiyor! Pek uzağa gitmeyelim: Kapı komşumuz Yunan Adalarına bakalım… Vakit buldukça, Sisam (Samos) ve İstanköy (Kos) adalarına giderim. Esnaf ve tezgâhtar, ürünün üzerine fiyatını koymuştur. Adamlar rahat ve güler yüzlü. Pazarlık yok. Laf atma yok. Rahatsız etme yok… Çünkü Adamların kültürü değişik… Ne de olsa, Avrupa ve Batı kültürünü yakalamışlar…

Araplara benzemek istemiyorsak, Türkiye’de mutlaka “Turizm Polisi Teşkilatı” acilen kurulmalıdır. Turistin ülkemizde; rahatsız edilmemesi, dolandırılmaması, kazık atılmaması, mutlu ve memnun olarak bu Cennet ülkeden ayrılması için “Turizm Polisi” şart! Bunun yanı sıra, tezgâhtarı ve satıcıyı eğitmek de şart! Papağan gibi sadece birkaç yabancı söz ezberleyen adamdan satıcı olmaz!

Turizm Bakanlığından Sertifikalı Tezgâhtar Kursu alan kişilerin satıcı olması gerekir. Bu insanlara kültür veremiyorsak, bari sertifika verelim ve özellikle menfaatçi turist avcılarını bölgeden uzaklaştırarak Türkiye’nin saygınlığını kurtaralım…
 

Turisti Rahatlatmak İçin Turizm Polisi Şart! - 1 başlıklı köşe yazısını okumak için tıklayınız!



Atilla  Atakan
Atilla Atakan
Saint Benoit, Deniz Lisesi ve Deniz Harb Okulu’ndan mezun. Teğmen rütbesinde Deniz Kuvvetlerini bıraktı. Londra’da, Bilgisayar üzerine tahsil gördü. 1973 yılında, Milliyet gazetesinde, gazeteciliğe başladı. Milliyet, Güneş ve Hürriyet gazetelerinin Güney Amerika temsilciliğini yaptı. Arjantin’de, Yabancı Basın Kuruluşunun Sekreterlik ve Başkanlık görevlerinde bulundu. Buenos Aires Üniversitesi, Şarap Bilimi Bölümünden, Enolog olarak mezun oldu. Buenos Aires’te, Wine Supply adlı şarap firmasını iki oğluna devrederek, 2004 yılı başında Türkiye’ye döndü. Cumhuriyet gazetesinde, bir yıl boyunca, ‘Şarap Kültürü’ başlıklı makaleler yazdı. Haziran 2008 tarihinden itibaren Teksatır’da, Köşe Yazarlığı yapmaktadır. İspanyolca, İngilizce, Fransızca ve Portekizce dillerini konuşuyor.
Tamamı