Enflasyon gelişmeleriyle dün kaldığımız yerden devam ediyoruz…
Ocak ayı enflasyon gerçekleşmesi TCMB beklentisi doğrultusunda oldu. TÜFE Ocak ayında bir önceki aya göre % 0,29 oranında artarken; ÜFE’de görülen artış % 0,23 oldu. Bu rakamlar piyasa beklentilerinin biraz üzerinde kalmakla birlikte, 12 aylık TÜFE % 9,5’e, 12 aylık ÜFE ise % 7,9’a geriledi.
TÜFE’nin beklentinin üzerinde çıkmasında gıda fiyatlarının % 1,46 artmış olması yanı sıra kur etkisi de hissediliyor. Ancak kur etkisinin henüz ciddi boyutlarda olmadığını görüyoruz. Ocak ayında % 70’i bulan hazır giyim ve ayakkabı fiyat indirimlerinin girdi fiyat artışlarıyla kurlardan gelen etkiyi önemli ölçüde telafi ettiği görülüyor. Bu noktada çekirdek enflasyon hareketliliğine dikkat çekmekte fayda var. Çekirdek enflasyonun göstergesi, I endeksindeki (enerji, gıda, alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ve altın hariç) 12 aylık artış 2008 yılı Aralık ayında % 6,97 iken, 2009 yılı Ocak ayında % 7,36 oluyor.
Özetlediğim veriler doğrultusunda TCMB’nın bundan böyle, 2009 boyunca yapabileceği faiz indirim marjının daraldığı göze çarpıyor. Çünkü petrol ve emtia fiyatlarının çok daha fazla düşmesi beklenmiyor. Ayrıca, merkezi bütçe açığının, mahalli idarelere yapılan cömert transferlerle hedefin çok üstüne çıkması olasılığını da unutmamak gerek.
Şimdi enflasyonu kısa vadede etkileyecek dinamiklere kısaca göz atalım…
• GSYİH, 2008 yılının üçüncü çeyreğinde % 0,5 oranında artarken mevsimsellikten arındırılmış verilerle dönem bazında düşüş kaydetmiştir.
• 2008 yılının son çeyreğinde iktisadi faaliyetteki yavaşlama hızlanmıştır. Sanayideki kapasite kullanım verileri bunu teyit etmektedir. Henüz açıklanmamakla birlikte, basit bir hesaplama bile yılın son çeyreğinde GSYİH’nın ciddi boyutta gerilediğini gösterir.
• Tüketim talebine ilişkin göstergeler giderek zayıflamaktadır. Bunlar arasında tüketim malları üretimi, ithal tüketim malı talebi, tüketici güven endeksi, tüketici kredi kullanımı sayılabilir.
• Dış talebe ilişkin görünüm kötüleşmektedir.
• Tarım dışı işsizlik oranı artmaktadır. Bu da birim iş gücü maliyetleri ve iç talep üzerinde sınırlayıcı etki yaratacaktır.
Yukarıdaki dinamiklerin bir bileşkesi olarak enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskının şimdilik sürdüğü sonucuna varılabilir.
Siyaset gölgesinde IMF ile dans…
Türk ekonomisinin küresel krizden az bir hasarla çıkabilmesi için kanımca gerekli olan IMF desteği üzerindeki belirsizlik devam ederken; konunun adeta siyasete, bir başka deyişle de seçimlere endekslendiği anlaşılıyor. Hükümet, büyük önem verdiği yerel seçimler öncesinde elini kolunu bağlayacak bir mali disiplin altına girmek istemediğini iyice belli ediyor. Şimdi konunun makroekonomik boyutuna bakalım:
Öncelikle vurgulamakta yarar var ki, belediye bütçelerinin merkezi bütçede esas alınan makroekonomik büyüklükler ve gelir tahminleri ile uyumlarının sağlanması tutarlı ve bütüncül bir maliye politikası uygulaması açısından büyük önem taşır. Peki, şu anda içinde bulunduğumuz durumda olduğu gibi, elimizde bir tarafta gerçekçi olmayan varsayımlarla abartılı gelir tahminleri üzerine bina edilmiş bir bütçe; diğer tarafta da seçim öncesi denetimsiz harcama furyalarını sürdüren, borçlulukları sürdürülemez boyutlara ulaşan, kamu kuruluşlarına taktıkları borçlar giderek şişen Büyükşehir belediyeleri varsa… (1) Tutarlı ve bütüncül bir maliye politikası izlenebilir mi? (2) IMF söz konusu çarpıklık giderilmeden bir anlaşmaya yanaşır mı? Bu iki sorunun da cevabı “HAYIR”dır!
Sanıyorum, hükümetin IMF anlaşması konusunda ayak sürümesinin nedeni burada yatıyor.
Son olarak ifade edelim. TCMB ve BDDK gibi kuruluşlardan gelen dolaylı-dolaysız uyarılara rağmen, hükümetin kriz yönetiminde duyarlı ve güven verici çizgide olduğunu söylemek zor. Çelişkili siyasi demeçler veriliyor ve oy avcılığına yönelik uygulamalar ısrarla sürdürülüyor. Sanki Türkiye küresel krizin giderek daha fazla acıtan etkisinde değilmiş gibi davranılıyor. Özetle ekonominin siyasetin altında kalmasına bilerek veya bilmeyerek göz yumuluyor.
2009 yılındaki dış finansman açığımıza gelince… Bunun nasıl sağlanacağı konusundaki yaklaşımları herhalde seçimlerden sonra görebileceğiz! Umarım ekonomimizi yönetenler ne yapacaklarını biliyorlardır.