Eyleminizle söyleminiz birbirini tutmadı mı, adınızı iki günde yalancıya çıkartırlar. Politika hariç, hemen her “meslek”te böyledir. Hele iş hayatında kof ambalaj hemen farkedilir, basiretsiz tüccar piyasadan siliniverir. Ama politikacının haktan, hukuktan söz ederken mangaldaki küle özen göstermesine hiç gerek yoktur. İşte örnekleri, buyurun...
DARWIN’LERİ DE SANSÜRLERLER!
Evrim Teorisi’nin babası Charles Robert Darwin, bilim sadece adında kalan bir Türk kurumu tarafından dışlanmıştı.
...Ve kendisine olay hakkında görüşleri sorulan bir bakan demişti ki: “Ölmüş gitmiş adam, ne uğraşacağım onunla...”
TÜBİTAK’ın, Başbakan tarafından atanmış yöneticilerinin, Bilim ve Teknik adlı dergiden Darwin’i şutlaması şaşırtmadı kimseyi. Giderek tüm hücrelerimize yayılan taassubun, bilimi reddedişine hayıflanmadık pek... Hatta dünya mikrobiyolojiden, genetikten bihaberken “insan dâhil tüm canlı türleri, doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç ortak atadan evrilmiştir.” kuramının sırf dini gerekçelerle yok sayılmasına aldırmadık...
BALIK TUTMAYI BİLSELERDİ...
Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu, 22 bin yoksula “Aile başı 1.200 lira yardım yapılacak” diye mektup gönderince kıyamet kopmuş. “Sizin önceliğiniz bizim önceliğimizdir” projesine dahil olmak isteyen vatandaş, Vali’nin mektubunu kapıp Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na koşmuş. “En fazla 30 bin kişi gelir” tahmini tutmamış. 200 bin başvuruya sızan “mükerrerler” ayıklanınca, paralar ödenecekmiş.
Keşke başımızda devlet olsaydı da, onlara balık tutmayı öğretseydi...
POLİSİN NAZİK OLDUĞU ANLAR...
11 Şubat 2006 günü Başbakan’la "Anamızı ağlattın" ve "Ananı da al git" diyaloğu yaşayan çiftçi Mustafa Kemal Öncel, Tayyip Bey’in son Mersin mitingi sırasında karakolda 12 saat kadar “misafir” edilmiş. Kahvehaneye giderken çevrilen Öncel, polisler için demiş ki “Çok naziktiler, Bana zorla kebaplar, çaylar ikram ettiler. Hatta ayakkabılarımı boyattılar. Sadece ‘Bana müsaade, artık kaçayım’ diye ayağa kalktığında izin vermediler...”
Aman, siz siz olun, sakın bir garip çiftçinin aklına uyup karakola kebap yemeye falan gitmeyin; ne olur ne olmaz...
MANGALLARA DİKKAT, ZAFER BEY!..
AKP’nin, Anayasa profesörü milletvekili Zafer Üskül, çiftçi Kemal Öncel’in 12 saat karakolda tutulmasına şu muhteşem yorumu getirmiş: "Kahvehanede karşısına çıkan polislere ‘Olay olmasın, gazetecilerle muhatap olmak istemiyorum’ demiş, onlar da kendisini çay içmeye davet etmişler. Tanıdığı, sevdiği polislerle çay içip, tavla oynamış. Sonra da basınla görüşmeyecek şekilde evine bırakılmış. Yani alan da memnun, satan da...”
Kusura bakma ama ‘salak’ değiliz Zafer Bey...
Sen önce O’na “Anamı ağlattın” de, sonra konuşalım.
DAHA NE DİYECEKSİN!..
TÜİK Başkanvekili Ömer Toprak, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi uygulamasından sonra ülkenin 6 milyon yeni seçmen kazanmasına pek şaşırmamış. Diyor ki: "2000 yılındaki kontrol çalışmalarımız sayesinde o bölgelerde nüfusun nasıl düştüğü biliniyor. Güvene dayalı bir sistem kurup 2008 başlarında İçişleri Bakanlığı’na devrettik. Daha sonra neler oldu bilmiyorum. Adam belediyesine oy versin diye vatandaşı bir evde gösteriyor. Daha fazla söyletmeyin beni...”
Söyletmiyoruz, anlıyoruz...