Her Salı günü haftalık bülten almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazarak üye olunuz.
Gizlilik politikamız hakkında bilgi edinmek için tıklayınız
Türkiye küresel ekonomik krizin etkisini tepeden tırnağa kadar hissediyor. İthalata bağımlı ihracatı ve devasa dış açığı, küresel krizle birlikte büyük bir tehdit yaratıyor. Ekonomik sektörlere baktığınız zaman; Şubat ayında otomotivde %59’lara, tekstil ve giyim sektöründe %30’lara varan üretim gerilemeleri var. Sanayi üretimi %23.7 oranında gerilemiş. Tüm bu sektörler arasında biri var ki, bu yıl için bile ümitvar olduğumuz tek sektör… Bizi, krizin derinliklerinden çekip çıkaracak tek sağlam kalan dalımız: Turizm! Turizmdeki büyük atılımın kurmaylarından; Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin kabuğuna sığmayan Başkanı, Başaran Ulusoy’la görüşünce, bunu daha iyi anladım. Doğrusu turizmin Türkiye için önemini ve geldiği yeri iyi biliyordum, ama Türkiye turizminin artık dünyada da en büyükler liginde olduğunu ve Türkiye’nin en rekabetçi, önü en açık sektörünün turizm olduğunu onunla görüşmemden sonra daha iyi anladım. “Türkiye artık dünya turizminin devlerinden birisidir. Göreceksiniz Türkiye’yi bu krizde turizm ayakta tutacak.” diyor Ulusoy. Verdiği rakamlara göre son 5 yıldır dünyanın en büyük 10 varış ülkesi listesinin içindeyiz. Geçen yıl turizmin “top ten”i içinde 26 milyon 400 bin yabancı turistle 8’inci ve 21.9 milyar turizm geliri ile de 9’uncu sırayı almışız. Geçen yıl bu listede birer sıra gerideymişiz… “Dünya turizminin sadece %2 büyüdüğü bir yılda biz %13 oranında artış sağladık” diyor TÜRSAB Başkanı gururla. “Türkiye son dört yılda yabancı turist sayısını yarıyarıya ve turizm gelirini de %38 oranında artırmayı başardı.” Hemen oracıkta kabaca bir hesap yapıveriyoruz: “Benzer bir tempo önümüzdeki 8 yıl devam etse ne olur?” diye… Dile kolay o zaman 2018 yılına girerken 40 milyon yabancı turist ve 30 milyar turizm geliri elde etmiş olabiliriz! 2008 yılındaki gelişmeye bir daha özellikle dikkat çekiyor Ulusoy: “Geçen yıl, TL’nin son 8 yıllık dönem içinde en değerli olduğu bir yıldı.” diyor. “Buna rağmen, konaklama kesimiyle Türk turizmini dış ülkelerde pazarlayan biz seyahat acentaları el ele verdik ve fiyatlarımızı yüzde 10-15 civarında artırdık. Üstelik geçen yıl Pekin’de belki de son yüzyılın en çok ilgi çeken olimpiyatları ve Avusturya ile İsviçre’de de Avrupa Futbol Şampiyonası vardı. Bir de buna geçen yıl son aylarda hissedilmeye başlanan ekonomik krizi ekleyin. O zaman turizmin 2008 yılında %13 büyümesinin anlamı ve değeri daha iyi anlaşılır.” Üstelik turizm gelirleri, turist sayısından da fazla artmış. Yabancı ziyaretçi harcamalarındaki artış oranı %19,8 olarak gerçekleşmiş. Bu olağan şartlarda turist başına harcamanın da artma eğiliminde olduğunun önemli bir göstergesi. “Peki kriz sizi vurmayacak mı?” diye soruyorum. TÜRSAB Başkanı şöyle yanıtlıyor beni: “Biz yılın başında daha tedirgindik açıkçası. Ancak Şubat ve Mart ayında önemli pazarlarımızda gerçekleşen fuarlarda çok iyi neticeler aldık. Sterlinin Euro’ya karşı değer kaybı da İngiltere pazarında bize önemli bir avantaj sağladı. Rusya ekonomisi kötü bir daralma yaşadı ve Rus halkı fakirleşti. Ama onlar da değeri düşen Ruble ile Euro bölgesindeki rakip ülkeleri tercih edecek değiller elbette. Tatile çıkacaklarsa, onlar için en yakın, en uygun maliyetli adres tartışmasız Türkiye olacaktır. MITT / Moskova Seyahat Fuarı bunu açıkça gösterdi bize.” 5743 üyesiyle, Türk turizmini yüzlerce ülkede pazarlayan… Su sporlarından, dağ yürüyüşüne, kongre turizminden, Anadolu turlarına, flora turizminden, dağ turizmine… Türk turizminin ürün gamını çeşitlendirerek özel pazar segmentlerine ulaşan bu seyahat acentaları; aslında Türk turizminin başarısının arkasındaki gerçek sessiz kahramanlar… Türkiye’nin otellerini başarıyla dolduranlar onlar çünkü! Başaran Ulusoy, “Turizmin üç temel sac ayağından birisiyiz.” diyor. Ama ben “Pazarlama herşeydir, herşey de pazarlama.” diyenlere inananlardanım. Bu bakımdan şimdiye kadar devletin ihmal ettiği bu sessiz turizm kahramanlarının desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Ulusoy “Biz farklı bir destek arayışı içinde değiliz. 21 milyar dolar döviz getiren bu sektörün KOBİ teşviklerinden yararlanması lazım artık.” diyor. Bir de, iç turizmin; halka verilecek düşük maliyetli tatil kredisi yoluyla, en azından bu yıl desteklenmesi halinde, turizmin krizi hasarsız atlatacağını belirtiyor. Kendisine katılmamak elde değil. Bu kadar başarılı bir sektör, devletin önemli bir desteği olmadan; KOBİ ve ihracat teşviklerinden yararlanmadan buralara geldiyse, “biraz destekle kimbilir neler yapmaz?” demekten kendimi alamıyorum…