Ömrünün son bölümünü, o zamanlar, Küçük Asya olarak bilinen Türkiye’de geçiren Meryem Ana; Efes yakınında yaşadığı Ev’le, Türklere büyük ekonomik katkıda bulunuyor. Hazreti İsa’nın annesinin bizleri koruması sayesinde epey döviz kazanıyoruz. Dünyanın her tarafından Meryem Ana Evini ziyaret etmeye gelen milyonlarca turist, Türkiye’ye milyonlarca dolar bırakıyor. Sağ olasın Azize Meryem Ana! Senin sayende milyonlarca dolar kazanıyoruz. Bizleri sakın terk etme! Devamlı bizlerle birlikte ol! Biz, Türkleri ve cebimizi koru! Âmin…
Birçoğumuzun nerede olduğunu bile bilmediğimiz veya bugüne kadar haberdar olmadığımız Meryem Ana Evi, Türkiye ekonomisine dolaylı olarak büyük katkıda bulunuyor. Her sene, milyonlarca yerli ve yabancı turistin ziyaretine uğrayan Meryem Ana Evi, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen tarihi ve kutsal yerlerinin başında geliyor. Özellikle, Hacı olmak isteyen dindar Hıristiyanların akınına uğruyor. Müslümanlar Hacı olmak için nasıl Mekke’ye gidiyorlarsa, Hıristiyanlar da; Haç için Meryem Ana Evini tercih ediyorlar.
İzmir’in, Selçuk ilçesindeki, 420 m. yükseklikteki Bülbül Dağı’nın tepesinde bulunan Ev, tipik bir ibadet yeri. Efes antik kentinin üst kapısının önünden geçen yol, 6 km. boyunca zikzaklar çizerek yükseliyor, dağın en üstündeki Meryem Ana Evinin önünde bitiyor. Turist otobüsleri, sıralanmış şekilde, karıncalar gibi gidip geliyor. Ağaçlar arasındaki Ev, Hıristiyan turistlerce dolup taşıyor. Dışarıda, 300 m. uzunluğunda kuyruklar oluşuyor. Dualar ediliyor, mumlar yakılıyor, dilek kâğıtlarının beyaz renkleri duvarları süslüyor…
Meryem Ana ve Evinin Hikâyesi
Hazreti İsa Romalılar tarafından Kudüs’te çarmıha gerildiğinde 33 yaşındaydı. Hz. İsa, son nefesini vermeden önce annesi Meryem’i, yakın arkadaşı Aziz John’a teslim eder. Aziz John, Meryem Ana için Kudüs’ün tehlikeli olabileceğini düşünerek, o zamanın ünlü kentlerinden Efes’e getirir (M.S. 33). Efes, Romalıların idaresinde olduğu için, Meryem’i, Bülbül dağının arka yamacındaki ormanda saklar ve bir Ev yapar. Aziz John’un, İncilini de burada yazdığı söylenir. Mezarı; Selçuk’taki Saint John Bazilikası içindedir. Meryem Ana’nın da 101 yaşına kadar yaşadığı ve mezarının Panayır Dağının kuzey-doğusunda olduğu rivayet edilmektedir.
Alman asıllı rahibe Katerin Emmerik (1774–1824), geceleri rüyasında Meryem Ana’yı görüp konuşmaya başlar. Rüyalar birbirini izler ve Meryem Ana: “Evinin Efes şehrinin arkasındaki dağda olduğunu, hem Efes’i, hem denizi gördüğünü, serin kaynak suyu bulunduğunu” söyler. Almanya’dan hiç dışarı çıkmamış olan rahibe Katerin, bütün bu rüyalarını bir kitapta toplar. “Hazreti Meryem’in Hayatı” adını verdiği kitabı, Hıristiyan dünyasında büyük ilgi görür. Vatikan, bu kitaptan yola çıkarak, 1881 yılında, Meryem Ana’nın evini aramaya başlar. Dört rahip, bölgede yaşayan Rumların yardımıyla, 1891 yılında, aynen Katerin’in kitabında yazdığı gibi gizli Meryem Ana Evini bulurlar. Uzun seneler sonra, harabe Ev tamir edilir ve yanına küçük bir kilise inşa edilir.
Vatikan tarafından Haç Yeri ilan edilen Meryem Ana Evi; 26 Temmuz 1967 günü, Papa VI. Paul tarafından ziyaret edilir. Böylece, Ev, Vatikan ve onun Başkanı Papa tarafından resmen ziyaret edilmiş olur. 30 Kasım 1979 tarihinde, Meryem Ana Evini, bu sefer, Papa II. Jean Paul ziyaret eder. Ağustos 2007’de, şu anda Vatikan’ın patronu olan Papa Benoit ziyarette bulunur.
Evet, Türkler tarafından saygıyla anılan ve ziyaret edilen Meryem Ana bize aittir…