Köşe Yazısı Arşivi

Ümit Denizer 30.06.2009
Bir Senaryo da Benden!

Ülkemizi haftalardır meşgul eden belge fotokopisi konusunda, medyamız hep senaryolarla düşünme yoluna gitti. Öncelikle, bu olayın ilk tarafı olan Taraf gazetesinin iki genel yayın yönetmeninden birisi, “dört senaryo olabileceği” üzerine, hatırlarsanız şöyle bir yazı yazdı:
“…Benim aklıma birbirinden vahim dört senaryo geliyor: Birincisi; söz konusu planın TSK emir-komuta zincirinde, Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi dâhilinde hazırlanmış olması senaryosudur… İkincisi; söz konusu belgenin TSK içinde ama emir-komuta zinciri ve Genelkurmay Başkanı bilgisi dışında hazırlanmış olmasıdır… Üçüncüsü; belgenin sahte olması ve altında imzası olan subay tarafından değil, Ergenekon’la bağlantılı asker veya sivil başka bir ekipçe hazırlanmış olmasıdır… Dördüncüsü; belgenin sahte, planın da tamamen düzmece olması ve altındaki imzanın düşündürdüğü gibi TSK veya bulunduğu yerin düşündürdüğü gibi Ergenekon değil, bir başka çevre tarafından hazırlanmış olmasıdır.”

Radikal Gazetesi de şu üç senaryodan söz ediyordu: “Belgeyi 1:Genelkurmay, 2:Gülen cemaati, 3:Ergenekon kaleme aldı, çünkü... 1)Belgenin Genelkurmay’da hazırlanmadığı açıklamaları tatmin edici değil. Birinci nedeni, TSK’nın ‘darbe ve darbe girişimi’ geçmişi… Belgede imzası olan albayın çalıştığı bölümün görev alanında ‘sahte belge üretmek’ de var… 2)‘Vahim senaryo’ belge sahte: Gülen cemaati kendine yönelik operasyona karşı hazırladı… 3) Ordunun hükümet ile yakınlaşmasından rahatsız olan ulusalcılar yaptı…”

Sabah Gazetesinde yayınlanan söyleşisinde, eski ve ünlü MİT yöneticisi şunları söylüyordu: “Türkiye hayli kritik günlerden geçiyor. Ben -özellikle böyle kritik dönemlerde- Türkiye’yi bizlerin değil, görünmeyen bazı yabancı güçlerin idare ettiğini düşünüyorum. Genelkurmay’a ait olduğu öne sürülen belgede yabancı güçlerin parmağı olabilir. Biz bazı olayları tam olarak anlamayıp değerlendiremiyor, bu yüzden de birbirimize düşüyoruz. Zaten yabancı güçlerin istediği de o. Amaçları bir taraftan orduyu yıpratmak, diğer taraftan AKP ve Gülen cemaatini TSK ile karşı karşıya getirmek. Bu sorunu yaratan güçler, sonradan da problemi çözen hakem rolünü üstlenirlerse hiç şaşırmamak gerekir…”

Hürriyet Gazetesinde değerli bir köşe yazarı da şöyle söylüyordu: “Ben, ‘böyle bir belge vardır ve genelkurmay karargâhında hazırlanmıştır faraziyesinden hareket ederek Durum Muhakemesi yapacağım… Bu belgeyi üç değişik ekip hazırlamış olabilir: Birincisi: Olay aynen anlatıldığı gibi cereyan etmiştir. ‘Suç teşkil eden’ bir projeyi resmi yazıya dökecek kadar fütursuz işgüzar subaylar halen görevdedir… İkincisi: Belge görünüşte ‘Ergenekoncu’ ama aslında ‘Fettullahçı’ ajan provokatörler tarafından, gerçek Ergenekoncular dolduruşa getirilerek hazırlattırılmıştır… Üçüncüsü: Bu belge gerçekte ‘Ergenekoncu’ ancak sureta ‘Fettullahçı’ askeri şahıslarca hazırlanmıştır…”

Evet, işte görüşler böyleydi… Genelkurmay Başkanımızın da, gergin ama bir o kadar da üzgün bir tonla, belgeyle TSK’nin ilgisi olmadığını açıkladıktan sonra…

Bir senaryo da benden: Düşünen herkes, olayın kaynağını çok büyük boyutlarda arıyor. Daha küçük bir merkezin işi olamaz mı acaba bu olay? Dünya Kupası değil de, mahalle maçı yani! Hani çocukken yaptığımız futbol maçları “5 golde haftaym, 10 golde biter” derdik ya, maç 10’a 9 biterdi ya, onun gibi aynı… Mesela Fenerciler: “Siz bizim başkan arkadaşımızın belgeleriyle uğraşırsınız ha… Alın bizden de size bir belge!” demiş olamazlar mı? “Bir deli kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramaz” deyimindeki gibi, belki de Türkiye’nin haline kıs kıs gülüyorlardır şimdi…
 



Ümit  Denizer
Ümit Denizer
1948’de Ankara doğdu. İlk ve orta öğrenimini: Kurtalan, Elazığ, Gaziantep, Ankara ve İstanbul’da tamamladı. İDMMA’de Harita Mühendisliği öğrenimi gördü. Manajans, CenajansGrey, AjansAda, Alfa Tanıtım ve Berlin/WFP’de Kreatif Direktör’lük yaptı. Kariyerinin son dönemi ‘Siyasi İletişim’ alanında uzmanlaştı. 1987-ANAP/Turgut Özal, 1991-DSP/Bülent Ecevit, 1995 ve 2002- DYP/Tansu Çiller, 1999-CHP/Deniz Baykal, 1990’da KKTC/Derviş Eroğlu, 2003-KKTC/Serdar Denktaş, 2007-GP/Cem Uzan kampanyalarının yaratıcı çalışmalarını yönetti. Resmi ve özel çeşitli eğitim kurumlarında, reklâmcılık ve oyunculuk öğrencilerine: ‘Yaratıcı Yazarlık’, ‘Kampanya Yönetimi’, ‘Farkındalık’ ve ‘Oyun Yazarlığı’ dersleri verdi. Kardeşiyle birlikte Beklan ile Ayla Algan yönetimindeki özel tiyatro kurslarına katıldılar ve Muhsin Ertuğrul ile Haldun Taner Hocaların yönlendirmeleriyle; 1973’te Türkiye’nin ilk bağımsız çocuk tiyatrosunu kurdular. ‘Anadolu Çocuk Oyunları Kolu’ dedikleri bu ekibi herkes ‘AÇOK’ kısa adıyla anar oldu. Ümit Denizer, AÇOK’ta sahnelenen: ‘Mutluluklar Ülkesi’, ‘Mor Gezegen’, ‘Leke / Çizgi / Benek / Renk’, ‘Keloğlan’, ‘Aksak Timur ile Hoca Nasreddin’ ve ‘Avrupa’ya Avrupa’ya’ adlı çocuk oyunlarını yazdı. (8 yıl sahneden inmeyen Keloğlan, Türk Çocuk Tiyatrosu’nu yurtdışında temsil eden ilk çocuk oyunu oldu. Defalarca Avrupa’daki festivallere ve turnelere çağrıldı. 1976 yılında tüm ödenekli ve özel tiyatrolar arasından seçilerek ‘Yılın Oyunu’ ödülüne layık görüldü.) Yetişkin seyirciler için de oyunlar yazan Ümit Denizer, AÇOK’un sahnelediği ‘Ferhad ile Şirin’ ile ‘İsmet Küntay Ödülü’nü kazandı. Muhsin Ertuğrul’un hayatını, kardeşi Turgut Denizer’le oyun haline getirdiler. ‘Perdeci’ adını verdikleri bu oyunu, seyir halindeki bir Boğaziçi vapuru ile Boğaziçi’ndeki 10 iskelede sergilediler. Ve ‘Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Ödülü’nü aldılar. Yıllar önce TRT televizyonunda, ‘Gökkuşağı’ adlı çalışan çocuklara yönelik bir program da sunan Ümit Denizer’in yayımlanmış 5 kitabı vardır.
Tamamı