Köşe Yazısı Arşivi

Ümit Denizer 27.08.2009
“Adab-ı Muaşeret” Diye Dalga Geçenler…

Turizm sezonunun tam göbeğinde, Ağustos ayının başında, bazı günlük gazetelerde şöyle küçücük bir haber çıktı:

“DÜNYA TÜRK TURİSTLERİ SEVMİYOR!

Seyahat portalı Expedia tarafından yapılan “En sevilen turist” araştırmasında Japonlar ilk sırayı aldı. Dünya çapında 4.500’ün üzerinde otel yöneticisiyle görüşülerek yapılan araştırmada, 27 ülkeden turistlerin davranışları soruldu. Araştırmada: “Cömertlik”, “Giyim tarzı” ,”Ülkenin tipik yemeklerine olan ilgi” ve “Temizlik” unsurlarının da yer aldığı 10 kategoride turistlerin davranışları belirlendi.

Araştırmada Japonlar, kibarlıklarıyla dünyanın en sevilen tatil konukları oldular. İkinci sırayı İngilizler, üçüncü sırayı Kanadalılar, dördüncü sırayı da Almanlar aldı. Listenin en sonunda, İspanya ve Fransa 15. sırayı paylaştılar. Ama Türk turistlerin durumu da pek parlak çıkmadı. Türkler, Yunanlılarla birlikte 14. sırada listenin sondan ikincisi oldular…”


Bu araştırmaya konu olanlar, yurtdışına gidebilen, orta ve orta üstü sosyal statüsü sahibi, elit kesimimiz üstelik… Toplumun geri kalanı ne durumda peki? İnsanımıza kim görgü sahibi yapacak acaba? Nasıl giyinileceğini? Nasıl yürüneceğini? Nasıl yolculuk edileceğini? Nasıl yenileceğini? Nasıl içileceğini? Kapalı alanlarda nasıl davranılacağını? Vd…

Ne yazık ki aileler, kesinlikle bu ayrıntılarla ilgilenmiyorlar! Okullar da bu konuda artık hiç yol gösterici olmuyor. Öyleyse kim örnek olacak çocuklara? Gençlere? Yeni kuşaklara?

Sanatçılar iyi örnek değiller! Şatafatlı giysiler içinde dolaşıyorlar, uyumsuz takılar takıyorlar, geştaltı bozuk tavır ve jestler yapıyorlar… Makyajdan anlamadıkları için abartıyorlar, kirli sakalla dolaşmayı matah sanıyorlar, saç modeli yakıştırmasını bilmiyorlar… Ödül alıyor ve kirli fanila, yırtık pantolonla törene gidebiliyorlar…

Sporcular iyi örnek değiller! Saç sakal birbirine karışıyor. Kazanılan paranın büyüklüğü şımartıyor. İhtiyaç dışı harcamalar yapıyorlar. Kumara düşüyorlar. Konuşmasını bilmiyorlar. Nerede nasıl davranılır bilmiyorlar…

Siyasetçiler de iyi örnek değil! Bu konuda öyle güzel bir fıkra dolaşıyor ki internette… Başka bir şey söylemeye gerek kalmıyor. (Benim de yakından tanıdığım, dürüst ve akıllı, değerli siyasetçilerimizi tenzih ederek aktarıyorum…) Hikâye şöyle: “Derler ki, Tanrı, insanlığa özgü üç özellik yaratmış: Dürüstlük, akıl ve siyasi irade... Ancak, kimseye ikiden fazla düşmezmiş! Buna göre: Dürüst ve akıllı iseniz, siyasetçi değilsiniz demektir… Eğer dürüst ve siyasetçi iseniz, akıllı değilsinizdir… Eğer akıllı ve siyasetçi iseniz, dürüst olamazsınız…”

Geçenlerde “Adabı Muaşeret” adını verdikleri bir de sinema filmi vizyona girmişti. Bizim bu kısa yazıda dikkat çektiğimiz görgü kurallarıyla dalga geçiyordu… (Bu film, “Recep İvedik” filmleri kadar seyirci bulamadı. Ne garip değil mi?)… “Güleriz ağlanacak halimize” yani…
 



Ümit  Denizer
Ümit Denizer
1948’de Ankara doğdu. İlk ve orta öğrenimini: Kurtalan, Elazığ, Gaziantep, Ankara ve İstanbul’da tamamladı. İDMMA’de Harita Mühendisliği öğrenimi gördü. Manajans, CenajansGrey, AjansAda, Alfa Tanıtım ve Berlin/WFP’de Kreatif Direktör’lük yaptı. Kariyerinin son dönemi ‘Siyasi İletişim’ alanında uzmanlaştı. 1987-ANAP/Turgut Özal, 1991-DSP/Bülent Ecevit, 1995 ve 2002- DYP/Tansu Çiller, 1999-CHP/Deniz Baykal, 1990’da KKTC/Derviş Eroğlu, 2003-KKTC/Serdar Denktaş, 2007-GP/Cem Uzan kampanyalarının yaratıcı çalışmalarını yönetti. Resmi ve özel çeşitli eğitim kurumlarında, reklâmcılık ve oyunculuk öğrencilerine: ‘Yaratıcı Yazarlık’, ‘Kampanya Yönetimi’, ‘Farkındalık’ ve ‘Oyun Yazarlığı’ dersleri verdi. Kardeşiyle birlikte Beklan ile Ayla Algan yönetimindeki özel tiyatro kurslarına katıldılar ve Muhsin Ertuğrul ile Haldun Taner Hocaların yönlendirmeleriyle; 1973’te Türkiye’nin ilk bağımsız çocuk tiyatrosunu kurdular. ‘Anadolu Çocuk Oyunları Kolu’ dedikleri bu ekibi herkes ‘AÇOK’ kısa adıyla anar oldu. Ümit Denizer, AÇOK’ta sahnelenen: ‘Mutluluklar Ülkesi’, ‘Mor Gezegen’, ‘Leke / Çizgi / Benek / Renk’, ‘Keloğlan’, ‘Aksak Timur ile Hoca Nasreddin’ ve ‘Avrupa’ya Avrupa’ya’ adlı çocuk oyunlarını yazdı. (8 yıl sahneden inmeyen Keloğlan, Türk Çocuk Tiyatrosu’nu yurtdışında temsil eden ilk çocuk oyunu oldu. Defalarca Avrupa’daki festivallere ve turnelere çağrıldı. 1976 yılında tüm ödenekli ve özel tiyatrolar arasından seçilerek ‘Yılın Oyunu’ ödülüne layık görüldü.) Yetişkin seyirciler için de oyunlar yazan Ümit Denizer, AÇOK’un sahnelediği ‘Ferhad ile Şirin’ ile ‘İsmet Küntay Ödülü’nü kazandı. Muhsin Ertuğrul’un hayatını, kardeşi Turgut Denizer’le oyun haline getirdiler. ‘Perdeci’ adını verdikleri bu oyunu, seyir halindeki bir Boğaziçi vapuru ile Boğaziçi’ndeki 10 iskelede sergilediler. Ve ‘Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Ödülü’nü aldılar. Yıllar önce TRT televizyonunda, ‘Gökkuşağı’ adlı çalışan çocuklara yönelik bir program da sunan Ümit Denizer’in yayımlanmış 5 kitabı vardır.
Tamamı