Köşe Yazısı Arşivi

Can Baydarol 16.07.2008
Neden Tam Üyelik Dışında Hiçbir Alternatif Kabul Edilemez?

Teknik olarak AB'ye tam üyelik, ulusal egemenlik alanında yer alan bir dizi egemen yetkinin AB'ye devri anlamına gelmektedir. Ulusal egemenliğine en az bizim kadar düşkün olan AB'nin önde gelen bütün ülkeleri, acaba kendi ulusal egemenliklerinden neden feragat etmişlerdir?


Bu temel sorunun yanıtı hiç kuşkusuz, daha üst bir egemenliğin oluştuğu Avrupa egemenlik sahasını kullanmak adınadır. Bu durumda, AB'ye üyelik sadece bir egemen yetkinin devri ilişkisi olarak anlatılamaz. Aynı zamanda Avrupa egemenlik sahasının paydaşı olma olgusunu da içerir.


Esasen bugün, öncelikle Avrupa Anayasa Antlaşması, ardından daha basite indirgenmiş Lizbon antlaşması çerçevesinde kopan tartışmanın fazla gündeme gelmeyen ana fikrini yukarıdaki paragraflarda özetlenmeye çalışılan tartışmada aramak gerekir. AB'nin mevcut karar alma süreci önceleri 6 üye devlet için, küçükleri kayırarak Avrupa egemenlik sahasının paydaşı haline getirirken, her genişleme sonrasında yeni gelenlere yer açabilmek adına ciddi sorunların da kaynağını oluşturmuştur. Özellikle temelde ekonomiye ilişkin çıkar alanlarını ilgilendiren hemen her konuda büyük pazarlıklar ortaya çıkabilmekte, büyükler arasındaki büyük anlaşmalar, küçüklerin yetkilerini abartarak kullanmaları ve amiyane ifadesi ile işi farklı rüşvet noktalarına taşımaları sonucunda AB karar alma süreci sık sık tıkanabilmektedir. AB tarihi farklı bir bakış açısına göre bu pazarlıkların yarattığı bir krizler tarihidir.


Doğal olarak sürekli kurumsal reform tartışmaları gündeme gelmekte ama her reform, küçüklerin Avrupa egemenlik sahasındaki paydaşlıklarının önemini yitirmesi anlamına gelmekte ve önemli bir muhalefetle karşı karşıya kalmaktadır.


AB sistematiği içinde bugünkü karmaşık karar alma düzenini, diğer ifadesi ile Avrupa egemenlik sahası içindeki paydaşlığı belirleyen son Antlaşma, 27 AB ülkesi için yapılmış 'Nice Antlaşması' düzenidir. Bu düzende, bir reform yapılmaması halinde yeni bir genişlemenin gerçekleşme olanağının olmaması kadar, AB'nin Antlaşmalarını değiştirmesi, buna karşı çıkan İrlanda halkının referandumdaki hayır oyu da bizleri yakından ilgilendirir olmuştur.


Şüphesiz bu kurumsal gerçeklik bir yanda dururken, Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıkan ve Türkiye'ye tam üyelik dışında farklı bir yol öneren ülkelerin pozisyonlarını da doğru değerlendirmek gerekir.


Bugünkü sistem içinde Türkiye'nin AB tam üyeliği, AB içindeki bütün dengeleri değiştirecektir. Bugüne kadar AB'nin işleyişini ya da Avrupa egemenliğinin nasıl kullanılacağını ağırlıkları itibarı ile belirleyen Fransız - Alman ekseninin en büyük endişesi, Türkiye'nin katılması halinde belirleyici özelliklerini yitirecek olmalarıdır.

Bu yüzden de çeşitli bahanelerle, örneğin Türkiye'nin Müslüman kimliği, Türkiye'nin coğrafi özelliği, v.b. gibi argümanları sık sık gündeme getirerek, Türkiye'yi söz konusu egemenlik sahasından dışlayan, ama Avrupa hukukunun etki alanı içinde tutmaya çalışan, içeriğini kendilerinin de ifade etmekte güçlük çektikleri farklı statüleri önermektedirler.


Türkiye gerek çıkarları gereği, gerekse kendisinin yer almadığı bir karar alma sürecinin ürettiği hukuka taraf olmanın hiçbir egemenlik etiği ile bağdaşmadığı oranda bu tür önerileri kabul edemez ve etmemelidir.



Can  Baydarol
Can Baydarol
Boğaziçi Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi’nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Fransa’da Siyaset Bilimi üzerine eğitim aldı.İktisadi Kalkınma Vakfı’nda araştırma uzmanı, Piar Gallup’da Avrupa Araştırmaları Başkanı olarak çalıştı. Finansal Forum gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. İstanbul, İstanbul Bilgi, Galatasaray, Marmara, İstanbul Ticaret ve Kültür Üniversiteleri’nde, Türkiye- AB İlişkileri, Gümrük Birliği, Avrupa Hukuku’nun temelleri, Avrupa politikaları, aday ülkeler için topluluk müktesebatına uyum, Avrupa bütünleşme süreci ve güncel sorunlar konularında dersler verdi. AB konusunda yayınlanmış kitapları, çeşitli araştırma ve raporları bulunan Can Baydarol, Türkiye-AB ilişkileri, AB politikaları ile ilgili çok sayıda konferans, panel, eğitim seminerine, tv, radyo programına katılan Can İngilizce ve Fransızca konuşuyor. Kültür Üniversitesinde ders vermeye devam ediyordur. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Danışmanı ve TRT Radyo 1'de her hafta salı günleri AB dosyası programının danismani ve yorumcusudur.
Tamamı