Köşe Yazısı Arşivi

Ümit Denizer 07.09.2008
Siyasi İletişimde İmaj Denen Mesele

Türkiye'de, kitle iletişim araçlarının adı 'Medya' olduğundan beri; 'İmaj' denen yeni bir kavramdan da bahsedilmeye başlanmıştı. Çünkü 'İmaj' kavramının, 'Medyatik olmak' kavramıyla eşdeğerde olduğu sanılıyordu... Ancak, 'İmaj' kelimesi, öyle ilgisiz konular için kullanılır oldu ki; kavram anlamını yitirdi, yıprandı ve Arabeskleşti.


Meselâ, meşhur bir pop şarkıcısı, yeni albümü için farklı giysiler ve değişik bir saç modeli ile fotoğraf çektirdiği zaman: 'İmajını yeniledi' değerlendirmesi yapılıyor... Pahalı, golcü bir futbolcu, gece hayatına kapılıp maçlarda başarısız olursa: 'Son günlerde yanlış bir imaj çiziyor' deniyor... 'Bireysel imaj' olarak adlandırılan bu örneklerdeki yanlışlar, 'Kurumsal imaj' örneklerinde de geçerlidir elbette.


Meselâ, geçtiğimiz yıllarda, sahibi olan ailenin kanunsuz işlemleri nedeniyle, özel sektörün dev bir cep telefonu şirketinin: 'İmajının çok büyük yaralar aldığından' bahsediliyordu...

Meselâ, kamu sektörünün devlerinden bir bankanın imajı; her genel müdür değişimiyle paralel olarak tartışılıyor... Meselâ, son seçimlerde meclise giremeyen, bir zamanların büyük bir siyasi partisinin; ünlü lideriyle birlikte kurumsal imajının da çok yıprandığı konuşuluyor...


Evet, sözü siyasi iletişime getirmeye çalışıyoruz... Ünlü bir siyasetçi, berberine gidip saçına farklı bir şekil verdiği zaman bile: 'Kendisine yeni imaj yaptırdı' deniyor. Geçtiğimiz yıllarda iki güzel örnek görmüştük:


Birincisi, Sayın Deniz Baykal'dı. Gençliğinden beri alnına düşürdüğü perçemlerini kestirdi ve saçlarını ayırmadan geriye doğru taramaya başladı. Gerçekten daha iyi oldu. Ama şimdi 'imajı değişti' mi diyeceğiz yani? Sayın Baykal, CHP Genel Sekreteriyken de, Enerji Bakanıyken de, CHP Genel Başkanı iken de, aynı Sayın Deniz Baykal değil midir?


İkincisi, Sayın Abdullah Gül'dü. O da gençliğinden beri alnına düşen perçemlerini kestirdi
ve saçlarını ayırmadan geriye taramaya başladı. Elbette daha iyi oldu. Ancak değişen şey imajı olmadı bizce. Sayın Gül, Refah Partisi Milletvekili iken de, AKP Hükümetinde Dışişleri Bakanı iken de, şimdi Cumhurbaşkanı olduğunda da aynı Sayın Abdullah Gül değil midir?


Yani unvanlar da imajı değiştirmiyor saçlar da... Biliyorsunuz, 'İmaj = İmage' kelimesi, Fransızca kökenlidir ve: 'İzlenim = Genel görünüş' anlamlarını karşılar. 'İzlenim' Öz Türkçedir ve Türk Dil Kurumu tarafından, eski dilde kullanılan Arapça kökenli 'İntiba' kelimesi yerine önerilmiştir.



Ümit  Denizer
Ümit Denizer
1948’de Ankara doğdu. İlk ve orta öğrenimini: Kurtalan, Elazığ, Gaziantep, Ankara ve İstanbul’da tamamladı. İDMMA’de Harita Mühendisliği öğrenimi gördü. Manajans, CenajansGrey, AjansAda, Alfa Tanıtım ve Berlin/WFP’de Kreatif Direktör’lük yaptı. Kariyerinin son dönemi ‘Siyasi İletişim’ alanında uzmanlaştı. 1987-ANAP/Turgut Özal, 1991-DSP/Bülent Ecevit, 1995 ve 2002- DYP/Tansu Çiller, 1999-CHP/Deniz Baykal, 1990’da KKTC/Derviş Eroğlu, 2003-KKTC/Serdar Denktaş, 2007-GP/Cem Uzan kampanyalarının yaratıcı çalışmalarını yönetti. Resmi ve özel çeşitli eğitim kurumlarında, reklâmcılık ve oyunculuk öğrencilerine: ‘Yaratıcı Yazarlık’, ‘Kampanya Yönetimi’, ‘Farkındalık’ ve ‘Oyun Yazarlığı’ dersleri verdi. Kardeşiyle birlikte Beklan ile Ayla Algan yönetimindeki özel tiyatro kurslarına katıldılar ve Muhsin Ertuğrul ile Haldun Taner Hocaların yönlendirmeleriyle; 1973’te Türkiye’nin ilk bağımsız çocuk tiyatrosunu kurdular. ‘Anadolu Çocuk Oyunları Kolu’ dedikleri bu ekibi herkes ‘AÇOK’ kısa adıyla anar oldu. Ümit Denizer, AÇOK’ta sahnelenen: ‘Mutluluklar Ülkesi’, ‘Mor Gezegen’, ‘Leke / Çizgi / Benek / Renk’, ‘Keloğlan’, ‘Aksak Timur ile Hoca Nasreddin’ ve ‘Avrupa’ya Avrupa’ya’ adlı çocuk oyunlarını yazdı. (8 yıl sahneden inmeyen Keloğlan, Türk Çocuk Tiyatrosu’nu yurtdışında temsil eden ilk çocuk oyunu oldu. Defalarca Avrupa’daki festivallere ve turnelere çağrıldı. 1976 yılında tüm ödenekli ve özel tiyatrolar arasından seçilerek ‘Yılın Oyunu’ ödülüne layık görüldü.) Yetişkin seyirciler için de oyunlar yazan Ümit Denizer, AÇOK’un sahnelediği ‘Ferhad ile Şirin’ ile ‘İsmet Küntay Ödülü’nü kazandı. Muhsin Ertuğrul’un hayatını, kardeşi Turgut Denizer’le oyun haline getirdiler. ‘Perdeci’ adını verdikleri bu oyunu, seyir halindeki bir Boğaziçi vapuru ile Boğaziçi’ndeki 10 iskelede sergilediler. Ve ‘Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Ödülü’nü aldılar. Yıllar önce TRT televizyonunda, ‘Gökkuşağı’ adlı çalışan çocuklara yönelik bir program da sunan Ümit Denizer’in yayımlanmış 5 kitabı vardır.
Tamamı