<?xml version="1.0" encoding="windows-1254" ?>


<rss version="2.0">
<channel>
<title>Teksatır</title>
<link>www.teksatir.com.tr</link>
<description>Açıklama</description>
<language>tr</language>
<item><title>Kralların yemin edip tutmadığı antlaşma... </title><link></link><description>Edirne-Segedin Antlaşması Osmanlı Devleti ve Macaristan arasında imzalanmış bir antlaşmadır. 12 Haziran 1444 günü imzalanan &#39;Segedin Antlaşması&#39;nda barışın devamlı olmasını sağlamak için de antlaşmaya taraf olan kralların yemin vermesi şart koşulmuştu. Ancak Osmanlı padişahı, tahtını oğlu II. Mehmed&#39;e bırakınca krallar yeminini tutmadılar.
</description></item><item><title>Motelde kurulan hükümetimiz de vardı! </title><link></link><description>1978 yılında, Adalet Partisi&#39;nden CHP&#39;ye transfer olan 11 milletvekili sayesinde kurulan hükümet; Florya&#39;daki bir motel lobisinde yapılan transfer görüşmelerine atıfla &#39;Güneş Motel Hükümeti&#39; olarak Türk siyasi tarihindeki yerini almıştı. Daha sonra O, 11 milletvekilinin 2&#39;si, &#39;suiistimalden&#39; mahkûm oldular.
</description></item><item><title>Son ABD Başkanlık seçimlerine katılım düştü!</title><link></link><description>Amerika Birleşik Devletleri&#39;ndeki 2008 yılı Başkanlık seçimlerinde yaklaşık 208 milyon seçmenin sadece 130 milyonunun oy kullandığı belirtiliyor. Bu katılım, 10 milyon seçmenin geçen seçimlerden daha az oy kullandığını gösteriyor. ABD&#39;deki bu son Başkanlık seçimlerine katılım %59-62 arasında hesaplanıyor.  
</description></item><item><title>Türkiye'de Zeytin ve Zeytinyağı Üretimi</title><link></link><description>&lt;P&gt;Ekim ve Kasım ayları ülkemizde zeytin hasat mevsimine rastladığı için; Ege bölgesinde yaşayan bir yazar olarak, bu yazımda zeytin ve zeytinyağı üretimi konusuna değinmek istiyorum. Zira Türkiye zeytin üretiminin %71&#39;i Ege bölgesinden çıkıyor.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bu günlerde her Egeliyi bir zeytin ağacının üstünde veya altında görmek mümkün... Zeytin ağacı, Ege bölgesinde yaşayan insanların geçim kaynağının önemli bölümünü üstleniyor. Hasat zamanı geldiğinde, eline sopayı ve sepeti kapan tarlaya koşuyor... Bütün Ege halkı ayakta... Yaşlısı, çiftçisi, kadını, genci, çoluğu-çocuğu, hepsi bir zeytin ağacının etrafında heyecanla çalışıyorlar. Ağaçların altına muşambalar, naylonlar, kilimler seriliyor. Kadınlar ellerindeki uzun sopalarla zeytinleri yere düşürmek için ha bire dallara vuruyorlar. Gençler, sopaların yetişemediği yüksekliklerde zeytin topluyorlar. Yaşlılar ise, düşen zeytinleri sepetlere ve kovalara doldurmakla meşguller...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Yeşil zeytin için Ekim, siyah zeytin için ise Kasım, en müsait hasat aylarıdır. Toplanan zeytinlerin bir kısmı sofralık zeytin, diğerleri ise zeytinyağı üretimine ayrılır. Zeytin ağacı bir yıl iyi, diğer yıl az ürün verir. Bu yıllar; halk dilinde &#39;var yılı&#39; ve &#39;yok yılı&#39; olarak adlandırılıyor. &#39;Var yılında&#39; yüzler gülüyor, delik cepler paralarla şişiyor. Ege&#39;nin yolları, insanlar ve zeytin sepetlerini taşıyan römorklu traktörlerle dolup taşıyor.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ülkemizde 100 milyon zeytin ağacı olduğu biliniyor. Zeytincilikten geçinen aile sayısı ise 500.000 aileyi geçiyor. Yılda, ortalama 1,8 milyon ton zeytin üretimiyle Türkiye, dünya klasmanında 4. sıradadır. Zeytin üretiminin %71&#39;i Ege bölgesinden çıkıyor. Geri kalanı ise: Marmara, Akdeniz ve Güney-Doğu Anadolu bölgeleri arasında paylaşılıyor. Üretimin %70&#39;i zeytinyağı, %30&#39;u da sofralık zeytin üretiminde kullanılıyor. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Zeytinyağı üretimimiz, yılda ortalama 150 bin ton civarında. Bunun; 70 bin tonu iç tüketimde, kullanılıyor, 80 bin tonu ise ihraç ediliyor. Dünya zeytinyağı üretiminde İspanya %40 üretim ile dünya birinciliğini elinde tutuyor. Onu, sırayla: %23 ile İtalya, %15 ile Yunanistan, %8 ile Türkiye, %7 ile Tunus, %4,5 ile Suriye takip ediyorlar.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bütün bu üretimin %80&#39;ini yine aynı üretici ülkeler tüketiyorlar. Bizde, kişi başına yılda 1 litre zeytinyağı tüketilirken; komşumuz Yunanistan&#39;da, kişi başına yılda 26 litre, İspanya&#39;da kişi başına yılda 15 litre, İtalya&#39;da ise, bu rakam kişi başına yılda 13 litreye çıkıyor. Üretici ülkelerin zeytinyağı tüketimine baktığımızda, biz Türklerin, yılda kişi başına düşen bir litre zeytinyağını; yalnızca vücudumuza sürdüğümüz anlamıyla komik kalıyor.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bilindiği üzere, sofralık zeytinlerimizi yeşil veya siyah olarak tüketmekteyiz. Siyah zeytin yalnızca Türkiye ve Yunanistan sofralarını süslüyor. Avrupalı zeytin üreticileri yeşil zeytini; çekirdekli ve çekirdeği çıkarılmış olarak hazırlıyorlar. Çekirdeği çıkarılan yeşil zeytinlerin içersini; kırmızıbiber, badem, sardalye balığı, vs. gibi ürünlerle dolduruyorlar.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Zeytin ağacının ülkemizde 4 bin yıllık bir geçmişi bulunuyor. Başta Ege bölgesi olmak üzere; Marmara, Akdeniz, Güney-Doğu Anadolu bölgelerinde yetişen zeytinlerimiz yörelerine göre halk dilinde değişik isimler alıyor. Kırma, İznik Çelebi, Domat, Edremit, Erkence, Gemlik, İzmir Sofralık, Memecik, Uslu, Memeli ve Ayvalık; en tanınan zeytin isimleri...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ayçiçek, mısır, soya yağı derken; zeytinyağını nerdeyse terk etmişiz. Birçok hastalığa iyi gelen zeytinyağını şimdi yeniden keşfetmeye çalışıyoruz. Ege bölgesinin her yerine, evlerin bahçelerine bile zeytin dikiliyor. Türkiye, zeytinde dünya liderliğini yakalamaya çalışıyor...&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp; &lt;BR&gt;&lt;/P&gt;</description></item>
<title>Teksatır</title>
<link>www.teksatir.com.tr</link>
<description>Açıklama</description>
<language>tr</language>
<item><title>Prof. Yaşar Nuri Öztürk'e göre, 'Atatürk' aydınlanması siyasal İslam'ın panzehiri...</title><link></link><description>Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk&#39;e göre bugün Türkiye, İran&#39;dan daha katı bir din devleti gibi yönetiliyor. 
&lt;P&gt;Bir ayda 30. baskısını yaparak önemli bir rekora imza atan ve Türkiye&#39;nin gündemine oturan&amp;nbsp;&#39;Allah ile Aldatmak&#39; adlı eserin yazarı ilahiyat duayeni, hukukçu, felsefeci, politikacı Sayın Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk &#39;Bu Kitap Türkiye&#39;deki 3 Sınıf Aymazı Uyandırmak İçin Yazıldı!&#39; dedi.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Nilgün Güresin, Sayın Prof. Öztürk ile Teksatır için özel olarak görüştü.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Sayın Hocam, bu kitap neden yazıldı? Bizleri &#39;Allah&#39; adına kimler, nasıl aldatıyorlar?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;Bu son eserim olan &#39;Türkiye&#39;yi Kemiren İhanet: Allah ile Aldatmak&#39;; asırlarca sürmüş olan ve hâlâ bugün, günümüzde devamedegelen, Batı&#39;nın &#39;İslam dini&#39;ni emperyalist bir siyaset aracı olarak kullanmasına ve bunun Türkiye&#39;de yapmış olduğu tahribata karşılık olarak yazıldı. Dinimizin adını değiştirerek, Türkiye ve din üzerinde oynanmak istenen oyunları deşifre etmek istedim.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Ne gibi oyunlardır bunlar?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt; Bu oyunda Batı&#39;nın olduğu kadar, onlara boyun eğmeyi kabullenen siyasetçilerimizin de büyük payı var. Türkiye&#39;de sosyal devlet mekanizmasını çökmenin eşiğine getiren nedenlerin başında siyasetçilerin dokunulmaz, eleştirilmez bir tahakküm teolojisi oluşturmaları gelmektedir. Allah ile aldatmak, dini; çıkar, baskı, koltuk, egemenlik aracı yaparak kullanan bir sanayi kolu olmuştur. Bugünkü iktidar ise bu yıkıcı sebebin saltanat dönemini temsil etmektedir. İşte ben bu kitabı&amp;nbsp; Türkiye&#39;nin sürüklenmekte olduğu felakete dikkati çekmek ve insanları uyandırmak için yazdım; özellikle de 3 sınıf aymazı uyandırmak için:&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;1.Siyasetçiler&lt;BR&gt;2.Aydınlar&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;BR&gt;3.İş Adamları&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: &#39;Allah ile Aldatmak&#39; Nisan 2008&#39;den bugüne 30. baskısını yaptı. &#39;Kur&#39;an&#39;ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevirisi&#39;ni de siz yaptınız ve bu eseriniz 1993-2003 yılları arasında 126 baskı yaparak, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok baskı yapan kitabı oldu. Sizin eserlerinizi hâlâ okumayanlar olabilir mi?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt; Benim eserlerimi en az okuyanlar ne yazık ki aydınlar, sonra da iş adamlarıdır. Ben, bilindiği gibi, haram kazanca ve kamu mallarının talanına düşman, buna savaş açmış bir adamım. Dolayısıyla, &#39;din&#39; ve&amp;nbsp;&#39;Allah&#39; adına halkın sırtından nasıl geçinildiğini halkımız da açıkça görsün, duysun istedim. Bunun peşini bırakmaya da niyetim yok.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Türkiye üzerine oynanan oyunların başında &#39;riya&#39;yı kurumsallaştırarak, tüm değerleri yok etmek gelir. Kitabımda, Türkiye&#39;de artık âdeta müesseseleşmiş olan &#39;riya&#39;nın ülkeyi ne boyutlara taşıdığını vurgulamak istedim.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Sayın Öztürk, &#39;riya&#39; meselesinin biraz daha üzerinde durmak istiyorum. İslam&#39;daki &#39;riya&#39;, kitabınızın en önemli mesajlarından birini oluşturuyor. Bu konuda sarsıcı ve düşündürücü çeşitli örnekler de veriyorsunuz. Zeki Yamanî&#39;nin kendi ülkesinde kadınların durumu ile tamtamına tezat, kendi kızının düğünü için 30 bin altın işlemeli bardağın seferber edildiğini, konukların dünyanın orasından-burasından 17 özel jet uçağıyla düğüne taşındığını anlatıyorsunuz. 3 karısı ve 8 oğlu olan ancak kızlarının, varsa da sayılarının bilinmediği, müteveffa Suudi Arabistan Kralı Fahd&#39;ın sahibi olduğu ve öldükten sonra geride bıraktığı uçsuz bucaksız servetten bahsederken de Allah ile aldatmanın &#39;Haçlı engizisyon icraatı olmaktan çıkıp, şampiyon Müslüman icraatı&#39; haline geldiğini söylüyorsunuz. &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Bu servetlerin nasıl oluştuğu bir tarafa, konu dinimiz açısından ele alınınca aklıma ister istemez şu geliyor: Hz. Muhammed&#39;in içinden geldiği bir Arap ve Müslüman dünyası nasıl bir süreçte bugünkü &#39;riya&#39; konumuna dönüştü? Riya neden Müslüman dünyasının bahtını karartmaya devam ediyor?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt; Hz. Peygamber&#39;in en büyük mucizesi; en berbat Bedevi kitleyi düzeltmek ve medenileştirmeye çalışmak oldu ve bunu da başardı. Ancak yüzyıllar boyunca ardı ardına gelen hanedanlar sayesinde riya saltanatlaştırıldı, kurumsallaştırıldı. Bir toplumda riyakârlık, üçkağıtçılık, haram kazanç mefhumları yerleşmişse, meşrulaştırılmışsa&amp;nbsp; tüm değerler yok olur. Kutsal kitap Kur&#39;an der ki: Eğer şirke bulaşırsan, yapıp ettiklerinin hepsi yok olur. 6.5 asırlık, sınırları Balkanlar&#39;dan Arabistan&#39;a uzanan Osmanlı İmparatorluğu&#39;nda 15.000 cami vardı; bugün Türkiye&#39;de 125.000 cami var! Bunlar nasıl ödeniyor, sorarım size? Bu fakir ülkenin bütçesinden ve fakir halkın rızkından...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Türkiye&#39;de bütün İslam dünyasının toplamının 2 misli cami olduğunu kaç kişi söylemeye cesaret edebiliyor? Bir tarafta din siyaseti ve ticareti, diğer tarafta, toplumda hırsızlık, arsızlık ve canilik almış yürümüş durumda. Türkiye&#39;deki hırsızlıklara bir bakın: Yeşil sermayeyi göreceksiniz. İşte Deniz Feneri vurgunu, Mercümek olayı, gurbetçilerin paralarını gasp eden Yimpaş...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Hz. Muhammed ne güzel söylemiş: Bir adamın namazı, niyazı sizi aldatmasın. O adamın para ile olan ilişkisine bakın; kadrolarına bakın... Ben de diyorum ki bir bakın bakalım, neler göreceksiniz. Ben de diyorum ki yazıklar olsun bu namaz kılanlara. Buna esasında inkâr denir.&amp;nbsp;Üstelik hepimizin gözleri önünde, Allah ile aldatma talanının öncülüğünü Devlet yapıyor. İslamiyet&#39;te din sınıfı yoktur; namaz kıldırana para ödemek yoktur, İslam bunları yasaklamıştır. Amma bakınız ki Türkiye&#39;de 2 katrilyon harcamanın yapıldığı bir din sektörü var. Bu saltanat değil de nedir, riya değil de nedir?&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Riyakârlığın Türkiye&#39;de maskesini düşüren tek lider Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. İslam dünyasının son yüzyılda en samimi ve güven verici İslamî yaşam, gelişim ve oluşumları, Mustafa Kemal Atatürk&#39;ün vücut verdiği zihniyetin ürünü olarak Cumhuriyet Türkiyesi&#39;nde gerçekleşmiş. Atatürk mirasından geriye gidiş, İslam&#39;ın gerçek anlam ve yaşantısından da bir geriye gidiş olmuştur. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Peki Sayın Öztürk, halk bu riyayı niçin kabulleniyor?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt; Gazi Mustafa Kemal&#39;in dediği gibi: &#39;Hak olan Kur&#39;an, haksızlığı kabule vasıta yapıldı&#39;. Kitabımda da sıkça değiniyorum. Hiçbir kitle aldatılmak istemeden aldatılamaz. Atatürk, Kurtuluş Savaşı&#39;nı zorluklara göğüs gererek, 3 kuruşa muhtaç olarak kazandı. Dine farklı bir yaklaşım, toplumda dirayet, bir tek Atatürk döneminde gerçekleşti. Gazi, İslam dinini Elmalılı&#39;nın tefsiri olarak yorumladı; parasını da kendisi verdi. Türkiye&#39;de bugün halk kim besmeleyi çekiyorsa, kim bir çuval kömür veriyorsa, ona teslim oluyor. Ciddi bir yozlaşma var. Biliyor musunuz ki ben burada, Beykoz&#39;da evimin tapusunu alırken bana: &#39;Burada dindar geçinen yüzlerce ev sahibi var ama siz tapusu olan 15 kişiden birisiniz&#39; dediler. Türkiye&#39;deki bu sosyal kokuşmuşluk, vurdumduymazlık toplumu da mutsuz ediyor aslında. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ben Türk halkının yıllardan beri ilk defa bu kadar mutsuz, umutsuz ve karamsar olduğunu görüyorum; araştırmalar da bunu doğruluyor. Ekonomi yine duraklamaya girdi. Firavun, Karun ruhlu kadrolar Atatürk&#39;ün kurduğu demiryollarını yaymak yerine, oy uğruna, maddi çıkarlar uğruna karayollarına yatırımlar yaptılar; en nadide sahiller yıllarca kömür depolarıyla doluydu. İktidarlar, saltanatı meşrulaştırdı. Bu ülkenin halkına yaptıkları kötülükler kelimelerle ifade edilemez. Halk da maalesef bunlara alıştı, kabullendi, hesap sormadı, işin kolayına kaçtı.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Türkiye bugün Kurtuluş Savaşı öncesi şartlarına girmiş bulunuyor. Gırtlağa kadar borç, dinin kullanılması, kamplaşmalar, aslında o günleri bile aratıyor.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Çok karamsarsınız; peki bu felaket nasıl düzelecek?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;Ben hiçbir siyasî kadronun üzerimizdeki bu kara felaketi düzeltebileceğine inanmıyorum. Tabii ki bunun ağır bir bedeli olacak, bu fatura Türk halkına çıkacak. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Kur&#39;an&#39;da &#39;akıl&#39; tavsiye edilir; aklınızı işletin der, kutsal Kitabımız. Bu halk akla ihanet etti; edenleri de üstelik baş tacı etti. İşte buyurun, Allah da ceza veriyor. İşte örnek: Irak, fert başına millî geliri 30.000 Dolar olan bir ülkeydi. Bir de bugünkü haline bakın! Şu Irak savaşının dünyaya çıkardığı faturaya bakınız, katrilyon liralar... Türkiye&#39;nin de ceza faturası çok yüksek ama bu halk bu beleşçiliği, bu nemelazımcılığı sürdürdüğü müddetçe bu ülkede refah olmaz. Sivas, Madımak&#39;ta onca kişiyi cayır cayır yakan bir halkın, öyle bir zihniyetin el açmaya hakkı yok, dua etmeye hakkı yok. Kendine ait olmayan her şeye el koyuyor, alın işte ormanlarımız. Başka ülkeler ormanlarının üzerine titrerken, korumaya alırken, Türkiye parselliyor, satıyor. Dindarlık Allah ile insan arasında olan bir değerdir. Allah&#39;ı kullanarak aldatmak değil.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Bütün bu felaketlerin arkasında hep dış güçler mi var sizce? Niçin herkes Türkiye&#39;ye düşman?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;Misyon büyükse düşman da büyük olur. O büyük misyonun düşmanları bunu İslam&#39;la Hıristiyanlığın doğal çatışması olarak yorumluyorlar. Devrin ABD Cumhurbaşkanı Clinton 1999&#39;da Türkiye&#39;ye geldiğinde ne demişti: &#39;Önümüzdeki yüzyılın kaderini Türkiye tayin edecektir&#39;. Şimdi ne görüyoruz, Büyük Orta Doğu Projesi. Hepsi bir büyük oyunun parçaları...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Peki bu oyunun sonu Türkiye&#39;nin İran olması mıdır?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt; Ben burada ciddi bir çelişki görüyorum... İran aslında, beni de Türkiye&#39;ye benzetecekler diye korkuyor. İran&#39;da ki tesettüre &#39;hicap&#39; denir. Zaten saçlar görünmeyecek diye bir zorunluluk da yoktur. Bu rahibe kıyafeti de zaten Hz. İsa&#39;nın inanç arkadaşlarından olan St. Paul&#39;un icadı olarak bilinir. İran diyor ki, Türkiye Müslüman bir ülkedir ama dışarıdan yönetilmektedir. Örtünme meselesi dinin dışına itilmiş, siyasal bir simge haline getirilmiştir. Türkiye,&amp;nbsp; Amerika ve Brüksel ne derse onu yapmaktadır. Petrolü de yok; bana bu rejim bulaştırılmasın diyor İran.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Aslında pratiğe bakarsanız 125.000 camisiyle, din sektörüne harcanan 2 katrilyon YTL ile Türkiye İran&#39;dan daha fazla bir din devleti; sadece adı konmamış. Türkiye&#39;deki siyasal kadrolaşma Hıristiyanlık&#39;taki ruhban sistemine dönüştü.. İran Cumhurbaşkanı&amp;nbsp; Hatemî bile İslam dünyasının geleceği laikliktedir derken... Türkiye İran olamaz; ne parası var ve ne de petrolü. Ayrıca İran, İran&#39;dan yönetiliyor.&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Bu ülke bir tek Atatürk zamanında din ile çağdaşlığı birleştirebildi. Maalesef İsmet İnönü de çağdaşlık ilkesini devam ettiremedi; Amerika öyle istedi diye, komünizm korkusuyla &#39;Batıcılık&#39; kavramını getirdi. Değerli eğitimci Hasan Âli Yücel&#39;i kızağa aldı; Köy Enstitüleri&#39;ni kapattırdı. Politika aklın önüne geçti. Kur&#39;an ne der: Aklın prangalarını kıracaksınız. Akıl &#39;komutan olmazsa&#39; iflah etmezsiniz. Ama Kur&#39;an&#39;ın kapakları dışında da İslam olmaz. Bunun aksini söyleyenin dini olmaz. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: O zaman İslamiyet&#39;te bir reform,&#39;yeniden yapılanma&#39;, güncelleşme olması mümkün değil mi?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt; Hazreti Peygamberimiz &#39;yeniden yapılanmaya&#39; her zaman açıktı. Buna şimdi Ankara&#39;da &#39;reform&#39; diyenler var; Batı&#39;dan ithal edilmiş kelimeleri kullanma hevesi olmalı, ben pek hoşlanmıyorum. Hazreti Peygamber&#39;in, O&#39;nun en büyük mucizesi, en berbat kitleyi düzeltmekti. Yeniden yapılanma, yani &#39;tecdit&#39; tâbiri Peygamberimizin yeniden yapılandırma talimatıdır. Kur&#39;an&#39;ın Bakara Suresi 104. ayetinde kitlelerin raiyeleşmesi (Raiye: Hayvan Sürüsü) yasaklanmıştır. Peygamberimiz öyle emretmişlerdir. Ancak Kur&#39;an&#39;ın kapakları dışında İslam olmaz. Kur&#39;an&#39;ın temel ibadeti düşünmektir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Sizin inandığınız laiklik tarifiniz nedir?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt; Duyuyoruz, okuyoruz. Siyasî kadrolar ne diyor: Devlet laik olur; fert laik olmaz! Halbuki Kur&#39;an&#39;ın taleplerinden biridir laiklik. Peygamberimiz de laik idi. Ruhban sınıfının topluma egemen olmasını önleyen de laikliktir... Ben iliklerine kadar laik ve Müslüman bir adamım. Yaşayan Türkçe&#39;yle, noktasına, virgülüne dokunmadan Türk milletine Kur&#39;an&#39;ı okutan kişiyim. Okuyanlar bilirler...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Benim düşünceme göre Müslümanların, laikler, inanmışlar şeklinde bir ayırıma tâbi tutulmaları siyasal İslam&#39;ın bir icadıdır. İnsan aynı zamanda Müslüman ve laik olabilir. Laik ve Müslüman olmak ayrı ayrı iki madalyon değil, bir madalyonun iki yüzüdür..&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Kur&#39;an okullarda da okutulmalı mı?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;Türkçesi okutulmalıdır. Sınıfların seviyesine göre metinler geliştirilebilir. Ama bunu felsefe öğretmenleri yapmalıdırlar, onlar yorumlamalıdırlar. Böylece herkes Kur&#39;an&#39;ı okuyup, anlayabilir. Zira &#39;şeytanın orduları, hizipleri&#39; vardır.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Benim çocukluk yıllarımda ezan, hoparlörle yayın yapılan bir gösteri, bir reklam amacını taşımıyordu. Bugün bu gürültülü yayın biçimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Ezan Türkçe okunamaz mı?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt; Türkçe okunamaz zira ezan bir paroladır. Parolalar tercüme edilemez. Ezanın tek amacı namaz vaktinin geldiğini, hangi ülkede olursanız olun, haber vermektir. Ancak ezan sesini bugünkü gibi âdeta ticarileştirmek, bir reklam amacı gibi kullanmak İslam&#39;da tabii ki yasaktır. Ezan mutlaka insan sesiyle, güzel insan sesiyle okunmalıdır. Bugün yapıldığı gibi araç sokamazsınız, İslam&#39;a tamamen aykırıdır. Ama bugün namaz kıldırana da para verilmektedir, bu da yasaktır. Dindarlık Allah&#39;la insan arasında bir değerdir. Bugün din, ticarî bir meta haline dönüştürülmüştür.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Siyasete atılmaya niçin ve ne zaman karar verdiniz?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ: &lt;/STRONG&gt;11 Eylül 2000&#39;de New York Dünya Ticaret Merkezleri&#39;nin bir anda yok edilerek, bir sürü insanın katledilmesi beni siyasete itti. Ortadoğu&#39;da ve özellikle din konusunda büyük olayların çıkacağını tahmin ettim, Türkiye&#39;ye uzantısı olacak olaylar...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Türkiye&#39;de İslam&#39;ı en iyi bilen kişilerden biriyim; 14 dünya üniversitesinde tez dersleri verdim; ilahiyatçıyım, hukukçuyum ve felsefe akademisyeniyim, yazarım. İslamiyet hakkında 60&#39;a yakın kitabım var. &#39;Kur&#39;an&#39;ın Yorum Katılmamış İlk Türkçe Çevirisi&#39;ni ben yaptım. &#39;Kur&#39;an&#39;daki İslam&#39; adlı eser İslam&#39;da &#39;Kur&#39;an&#39;a Dönüş Hareketi&#39;nin öncü kitaplarından biri kabul edilmektedir. Müslüman olsun olmasın, birçok insanın İslam&#39;la bağdaştırdığı korkuların çoğunun Kur&#39;an&#39;a ait olmadığını ve insanlar tarafından eklendiğini; diğer dinlerin ve inanışların da tanrısal bir gerçek olduğunu savunurum. İslam dünyasında kansız ve İslam&#39;la uyum içinde bir demokrasi yaratılabilir. İşte bu birikimleri siyasette kullanmaya karar verdim. Halkın Yükseliş Hareketi&#39;ni bu nedenle 2005 yılında siyasal partiye dönüştürmeye karar verdim.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: &#39;Kur&#39;an&#39;daki İslam&#39; bir opus magnum idi. &#39;Allah ile Aldatmak&#39; bir uyarı. Peki bundan sonraki projeler nedir Sayın Hocam?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt; 6500 sayfalık bir havuzdan bahsediyoruz. &#39;Allah ile Aldatmak&#39; bu havuzun ilk eseridir. Bunu takiben hayatımdaki en önemli eserlerimden biri diyebileceğim &#39;Türk Bağımsızlık ve Aydınlanma Savaşı&#39;nın Kur&#39;anî Boyutları&#39; gelecek. Sonraki önemli ürün ise &#39;Yakın Tarihimizde Molla-Papaz İşbirliği&#39;ni konu eden eser olacaktır. Havuzun ana eseri (masterpiece) ise büyük olasılıkla 3 ciltlik &#39;Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İslam ve İslam Dünyası&#39;. Bu ana eserin tüm dünyada gündeme oturmasını ve uyanışlara neden olmasını bekliyorum.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: &#39;Atatürk, İslam ve İslam Dünyası&#39; adlı eserin diğerlerinden en önemli farkı ne olacak?&amp;nbsp; Atatürk &#39;aydınlanması&#39; siyasal İslam&#39;ın panzehiridir diyebilir miyiz?&amp;nbsp; &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ:&lt;/STRONG&gt; Evet, zira Atatürk&#39;ün gerçekleştirmiş olduğu esas büyük devrim aydınlanmadır. Mustafa Kemal aydınlanma devriminin bu ülkeye armağan ettiği ışıktır. O, tüm Müslümanların prangalarını kırmıştır; aklın önemini göstermiştir. Kurtuluş Savaşı&#39;nın savaş, tarih ve coğrafya kısmından bile önemlidir aydınlanma devrimi. Türkiye&#39;deki yıkıma karşı gelebilecek tek güç, tek değer Mustafa Kemal Atatürk mirasıdır. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR: Halkın Yükselişi Partisi Türkiye&#39;yi ileriye götürme iddiasını nasıl gerçekleştirmeyi düşünüyor? &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;YNÖ&lt;/STRONG&gt;: Ben, kimliğinde 2 büyük anti-emperyalist değer taşıyan, biri Anadolu Hümanizmi ve diğeri de Atatürk aydınlanmasının Türkiye&#39;yi kurtarabilecek tek devrim olduğunu düşünüyorum. İşte siyasal İslam&#39;ın panzehiri de budur. Batı emperyalizmin Türkiye&#39;yi yıkmak için oynadığı oyunun karşı stratejisidir. &#39;Allah ile Aldatmak&#39; kitabını tüm siyasetçilerin okuması gerek. Eski Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer&#39;in dediği gibi, bu kitap &#39;Cumhuriyet&#39;in manevi manifestosu&#39;dur.&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Sohbetimizi &#39;Allah ile Aldatmak&#39; adlı eserde Mustafa Kemal Atatürk&#39;ten sunulan bir deyişle bitirelim.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&#39;Dünyanın yarısını her zaman ve dünyanın hepsini bir zaman aldatmak mümkündür; fakat bütün dünyayı her zaman aldatmak mümkün değildir.&#39; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;TEKSATIR adına bu özel söyleşiye teşekkür ederim Sayın Prof. Öztürk.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;</description></item>
</channel>
</rss>