Söyleşi Arşivi

Aydın Boysan 02.09.2008
Mimar, yazar, düşünür, güldürü ve sohbet ustası... Gelecekle ilgili ise karamsar...


Nilgün Güresin'in bu haftaki TEKSATIR konuğu yine bir duayen, Sayın Aydın Boysan.


İki İstanbul tiryakisi bir araya gelince ne konuşulur? Tabii ki İstanbul'un hali..nüfus patlamasından, tüketim çılgınlığına, imar sarhoşluğundan, yeni zenginlerin yaşam kültürüne kadar....
Kuşaklar arası hiçbir iletişimsizlik yaşamadan, kah kahkahalı, kah nostaljik ama çok açık seçik ve içten bir sohbet yaparak İstanbul'un altını-üstüne getirdik.
Röportajı Sayın Boysan'ın evinde, O'nun gizli bahçesinde gerçekleştirmek bana kısmet oldu; nefis kokulu sardunyaların ve ıtırların arasında; Carmina Burana eşliğinde...
Masanın üzerinde excel misali kolonların olduğu, belli ki haftalık programı içeren bir plan açık duruyordu. Merak ettim, sordum; adını 'Yaşam Planı' koymuş. 50 yıldır- yani ajandalar keşfedilmeden öncesinde bile- haftalık yaşam planına göre randevularını, toplantılarını, finansmanını organize edermiş. İnce zekası, derin bilgi ve kültürü, yaşam disipliniyle 87 yaşındaki Aydın Boysan'a hayranlık duydum.
Gördüm ki, tarihiyle, coğrafyasıyla, yaşam kültürüyle, mimarisiyle, imar sarhoşluğuyla İstanbul'un 'ruhunu' okumuş. O bence şair ruhlu bir yazar; şu metafora bir bakınız:  İstanbul bir 'Boğaziçi oynaşmasıdır. Coğrafyası ve topografyası, karalarla denizlerin, ağırbaşlı sevişmesi örneğidir. Norveç fiyortları, Hırvatistan kıyıları gibi, fazla birbirine girmeden'...

Nilgün Güresin sordu; Aydın Boysan yanıtladı.

TekSatır:
Yazarlık nasıl başladı? Bugüne kadar kaç kitap yazdınız?
Aydın Boysan:
33. kitap da bitti.. İlki çıktığında 63 yaşındaydım. Önce 1982 yılında, 61 yaşındayken Hürriyet'te yazı yazmaya başladım; arkadaşlarım beni buna sürükledi. O sıralarda Hürriyet Cağaloğlu'ndaydı; meşhur Bab-ı Ali. 10 yıl sürekli Hürriyet'de yazdım. Bu arada Güneşli'deki Hürriyet'in yeni binasını da mimar olarak ben yaptım.
O yaştan sonra yazı yazmaya başlamak bana hiç de ters gelmedi. Mimar olarak uzun yıllardır kafamda birtakım fikirleri oluşturup çiziyordum; aynı şeyi bu kez de yazarlık sırasında yaptım. Elimdeki birikimi, düşüncelerimi yazı şeklinde kağıda döktüm. Yazar oldum, yazdım. Çizmek, ya da yazmak, hiç farketmiyor.
Zaten bana göre asıl sorun kafada bilgiyi oluşturmak, tasarlamaktır. Dolayısıyla, yazarlık bana hiç yabancı gelmedi.
Bunun belki bir başka nedeni de, benim 5.5 yaşında iken okumaya başlamamdır.  Evde ki öğretmenim, aydın bir Cumhuriyet eğitimcisi olan annemdi.. O bir başlangıçtı ve ben o günden beri kitap okumayı bırakmadım, hala da okumaya devam ediyorum...
Annem öğretmen Nevreste hanımın beni okumaya teşvik etmesi, ilkokulda 4 yıl öğretmenim olması, çalışmadığım zamanlar kızması ve sınıfta en sert muameleyi bana yapmış olması bana faydalı oldu.    

Aydın Boysan kimdir?
1939 yılında Pertevniyal Lisesi’ni, 1945’te Güzel Sanatlar Akademisi’ni (Mimar Sinan Üniversitesi’nin Mimarlık Bölümü’nü) bitirdi. Mimarlık mesleğini 1999 yılına kadar aralıksız sürdürdü. Türkiye Mimarlar Odası’nın kurucuları arasında yer aldı; burada yönetim kurulu üyesi, ilk genel sekreteri ve İstanbul şube başkanlığı gibi görevlerde bulundu. 1957–1972 yıllarında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde ders verdi. Katıldığı ulusal ve uluslararası mimarlık yarışmalarında kazandığı ödüller vardır. Kendi kitaplarını basmak için 1984 yılında Bas Yayınları’nı kurdu. On yıl Hürriyet ve üç yıl da Akşam gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Mizah Paldır Güldür, Oldu mu Ya!, Söylesem Bir Türlü, Yıl 2046 Uzay Anıları, İstanbul Esintileri; Leke Bırakan Gölgeler; Felekten Bir Gün, İstanbul’un Kuytu Köşeleri, Nereye Gitti İstanbul? Yapıtlarından bazılarıdır.
Tamamı