Söyleşi Arşivi

Yıldız Kenter 14.04.2009
Kişisel güce zaafı olanlar aslında siyasetçi değil, sanatçı olmalıdırlar. Seçilen idareciler de “parti rozetini” bir kenara koymalı; parti adına değil, millet adına çalışmalıdırlar…


Ayakta Alkışlar Yıldız Kenter İçin…


Nilgün Güresin’in bu haftaki TEKSATIR konuğu efsanevi “Ben Anadolu” oyununun da yaratıcısı, usta sanatçımız, hocamız Sayın Yıldız Kenter. Söyleşimiz için evine davetliyiz.

60. Sanat Yılını kutlamakta olan Sayın Kenter, 100’ün üzerinde oyunda oynamış ve bir o kadar da oyun sahneye koymuştur.Hemen hepsi tiyatroseverlerin hiçbir zaman unutamadığı rollerdir.

Kendi deyişiyle, “Ben bütün oyunlarımı severim. Çünkü hepsinde, benim içimde sıkışıp, kalmış bir şeyler, tıırrt diye kanatlanır ve ben rahatlarım. Bu bir katarsisdir; özgür olduğumu hissederim. Ama benim asıl unutamadıklarım, seyirci ile kucaklaşan oyunlarımdır. O zaman bambaşka bir şeyler olur.
Ha, kucaklaşmayanlar bile benim bir tarafımı rahatlatır...”


Sayın Kenter almış olduğu ödülleri ise “Zaafımızı besleyen, biraz daha bizi kamçılayan; koş, hadi koş, daha koşabilirsin diyen bir güzellik, bir dürtü” olarak özetliyor.
 
Nilgün Güresin sordu; Sayın Yıldız Kenter yanıtladı.


TekSatır:
Profesyonel sanat hayatına 12 Aralık 1948’de Shakespeare’ın 12. Gecesi ile başlamıştınız.
Geçtiğimiz Mart ayında ise ilk Kültür Bakanımız Sayın Talat Halman ile birlikte Ankara’da ‘Türk Shakespeare’ini sundunuz. Herhalde bu gösteri bir ‘ilk’ olarak sanat tarihimize geçecek.
Bu proje nereden çıktı? Shakespeare nasıl oldu da Türkleşti?
Yıldız Kenter:
Üç tane arka, arkaya sunum yaptık. Türk Shakespeare, Mevlana ve Çağlar Boyunca Türk Sanatı... Kolay olmadı. ‘Türk Shakespeare’ Talat Halman’ın yazdığı ve telkin etmeye çalıştığı bir şeydir aslında.

Shakespeare insanlarda ürküntü uyandırır zaman zaman, bilirsiniz. Bunu öğrencilerimden de duymuştum. Shakespeare’i okumamışlardır, bilmezler ama O'ndan adeta korkarlar.
Tanımadan, okumadan, bilmeden, yalın karşı çıkmalar ve karar vermeler anlamsız oluyor. Ben ne olursa olsun, büyük yazarları öğrencilerime sevdirmeye çalışırım. Üstelik de Shakespeare, tiyatrosunun adı gibi bir dünya yaratmıştır. O dünyada, çeşitli seviyede, dilde, renkte, ırktaki tüm insanların gerçekteki yansımaları vardır. Bir de akıl vardır; felsefe ve şiir vardır. Ustalık vardır. Bir Moliere de öyle değil midir; ya da Eski Yunan klasikleri?
Bunları bir tiyatrocunun mutlaka tanıması gerekir.
TekSatır:
Sevse de, sevmese de mi?
Yıldız Kenter:
Gerçek tiyatro aşkı varsa, elbette…
Ben de matematikten hep ikmale kalır, sonra da 10 alarak geçerdim. Zira aklım müzikte, şiirde ve dansta idi. Matematiğin insan hayatında ve özellikle de sanatta ne kadar önemli olduğunu sonradan öğrendim.

Yıldız Kenter kimdir?
İstanbul’da doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı Yüksek Bölümünü sınıf atlayarak bitirdi. Onbir yıl Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalıştı. Rockefeller bursu kazanarak, American Theatre Winng, Neighbourhood Play House ve Actor’s Studio’da oyunculuk ve oyunculuk öğretiminde yeni teknikler üzerine çalışmalar yaptı. Ankara Devlet Konservatuarı’na hoca olarak atandı. 1959 da Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı. Muhsin Ertuğrul ile bir yıl çalıştı. Kardeşi Müşfik Kenter ve eşi Şükran Güngör ile Kent Oyuncuları Topluluğunu kurdu. Daha sonraki yıllarda sürekli olarak Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’de “ Değişen Eğitim Metotları ” ve “ Oyunculuk Metotları ” üzerine çalışmalar yaptı. 1956 yılından beri Ankara Devlet Konservatuarı, İstanbul Belediye Konservatuarı ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde, Bölüm Başkanlığı ve hocalık yaptı. Halen Koç Üniversitesi’nde tiyatro dersleri vermektedir. 1962’de Tiyatro hizmetlerinden ötürü “ Yılın Kadını ” seçildi. 1968’de İstanbul’da Kenter Tiyatrosunun binasının inşaatını tamamladı. Sinema oyuncusu olarak üç kez “ Altın Portakal ” ödülüne layık görüldü. Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Almanya, Hollanda, Danimarka, Kanada, Yugoslavya ve Kıbrıs’ta İngilizce ve Türkçe oyunlar sergiledi. 100’ün üstünde oyun oynadı. 100’e yakın oyun sergiledi. Shakespeare, Cehov, Brecht, Inoesco, Pinter, Albee, Tenessee Williams, Alan Ayckbourn, Arthur Miller, Brian Freil, Neil Simon, Athol Fugard, Sergey Kokovkin gibi pek çok yazarların yanısıra Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı, Güner Sümer, Adalet Ağaoğlu, Zeki Özturanlı, Güngör Dilmen, Muzaffer İzgü gibi pek çok Türk yazarının oyunlarını da sahneye koydu, oynadı. 1981’de “ Devlet Sanatçısı ” olarak ödüllendirildi. 1984 de Roma’daki İtalyan Kültür Birliğince “Adalaide Ristori ” ödülüne layık görüldü.. 1989 yılında, Korsika - Bastia Film Festivalinde “ Hanım ” filmindeki rolüyle “ En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü aldı. 1991 yılında Tiyatro Sanatına hizmetlerinden ötürü Uluslararası Lions Kulübünün “ The Melvin Jones ”yla ödüllendirildi. İki kez Ulvi Uraz “ En İyi Kadın Oyuncu ” üç kez de aynı dalda Avni Dilligil ödülüne laik görüldü. 1994’de “ Konken Partisi ” oyunundaki Fonsia rolü ile “ Olağanüstü Yorum ” ödülünü aldı. Finlandiya Dünya Kadın Kuruluşu tarafından yüz yılın en başarılı yüz kadınından biri olarak onurlandırıldı. 1995’de Kültür Bakanlığı, Tiyatro Sanatına katkılarından ötürü “ Onur ” ödülüne layık gördü. Profesör Kenter’e aynı yıl tiyatro sanatına katkılarından dolayı “ Mevlana Kardeşlik ve Barış ” ödülü verildi. 1996’da Magazin Gazetecileri Derneği tarafından Ramiz ile Jülide’deki Jülide rolü için “ En İyi Kadın Oyuncu ” ödülü verildi. 19 Mayıs 1997 de Uluslararası İstanbul Festivali tarafından ömür boyu Tiyatro Sanatına katkısından dolayı verilen “Onur Ödülü” Yıldız Kenter’e Dame Diana Rigg tarafından takdim edildi. Maria Callas rolüyle, 1998’de Ankara Sanat Kurumu “Yılın Kadın Sanatçısı”, 1998 “Muhsin Ertuğrul Yaşam Boyu Başarı Ödülü”, 1998 Cumhurbaşkanlığı Büyük Kültür ve Sanat Ödülü, “MARTI ” adlı oyunda “Madam Arcadina” rolüyle 1999 Afife En İyi Kadın Oyuncu Ödülüne laik görüldü. Aynı Ödülü 2000 Yılında “Nükte” adlı oyundaki rolüyle yeniden kazandı. 2005 – 2006 sezonundan bu yana sahnelenen “Gece Mevsimi” adlı oyundaki Lily rolüyle Sanat Kurumu En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Kent Oyuncuları’nın kuruluşunun 45. yılında yeniden “Ben Anadolu”yu seyirciyle buluşturan Yıldız Kenter, oyunculuk kadar önemsediği oyuncu yetiştirme görevini Koç Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Akademi Kenter'de sürdürüyor ve sanat hayatının 60. yılını kutlamaya hazırlanıyor.
Tamamı