Ayakta Alkışlar Yıldız Kenter İçin…
Nilgün Güresin’in bu haftaki TEKSATIR konuğu efsanevi “Ben Anadolu” oyununun da yaratıcısı, usta sanatçımız, hocamız Sayın Yıldız Kenter. Söyleşimiz için evine davetliyiz.
60. Sanat Yılını kutlamakta olan Sayın Kenter, 100’ün üzerinde oyunda oynamış ve bir o kadar da oyun sahneye koymuştur.Hemen hepsi tiyatroseverlerin hiçbir zaman unutamadığı rollerdir.
Kendi deyişiyle, “Ben bütün oyunlarımı severim. Çünkü hepsinde, benim içimde sıkışıp, kalmış bir şeyler, tıırrt diye kanatlanır ve ben rahatlarım. Bu bir katarsisdir; özgür olduğumu hissederim. Ama benim asıl unutamadıklarım, seyirci ile kucaklaşan oyunlarımdır. O zaman bambaşka bir şeyler olur.
Ha, kucaklaşmayanlar bile benim bir tarafımı rahatlatır...”
Sayın Kenter almış olduğu ödülleri ise “Zaafımızı besleyen, biraz daha bizi kamçılayan; koş, hadi koş, daha koşabilirsin diyen bir güzellik, bir dürtü” olarak özetliyor.
Nilgün Güresin sordu; Sayın Yıldız Kenter yanıtladı.
TekSatır:
Profesyonel sanat hayatına 12 Aralık 1948’de Shakespeare’ın 12. Gecesi ile başlamıştınız.
Geçtiğimiz Mart ayında ise ilk Kültür Bakanımız Sayın Talat Halman ile birlikte Ankara’da ‘Türk Shakespeare’ini sundunuz. Herhalde bu gösteri bir ‘ilk’ olarak sanat tarihimize geçecek.
Bu proje nereden çıktı? Shakespeare nasıl oldu da Türkleşti?
Yıldız Kenter:
Üç tane arka, arkaya sunum yaptık. Türk Shakespeare, Mevlana ve Çağlar Boyunca Türk Sanatı... Kolay olmadı. ‘Türk Shakespeare’ Talat Halman’ın yazdığı ve telkin etmeye çalıştığı bir şeydir aslında.
Shakespeare insanlarda ürküntü uyandırır zaman zaman, bilirsiniz. Bunu öğrencilerimden de duymuştum. Shakespeare’i okumamışlardır, bilmezler ama O'ndan adeta korkarlar.
Tanımadan, okumadan, bilmeden, yalın karşı çıkmalar ve karar vermeler anlamsız oluyor. Ben ne olursa olsun, büyük yazarları öğrencilerime sevdirmeye çalışırım. Üstelik de Shakespeare, tiyatrosunun adı gibi bir dünya yaratmıştır. O dünyada, çeşitli seviyede, dilde, renkte, ırktaki tüm insanların gerçekteki yansımaları vardır. Bir de akıl vardır; felsefe ve şiir vardır. Ustalık vardır. Bir Moliere de öyle değil midir; ya da Eski Yunan klasikleri?
Bunları bir tiyatrocunun mutlaka tanıması gerekir.
TekSatır:
Sevse de, sevmese de mi?
Yıldız Kenter:
Gerçek tiyatro aşkı varsa, elbette…
Ben de matematikten hep ikmale kalır, sonra da 10 alarak geçerdim. Zira aklım müzikte, şiirde ve dansta idi. Matematiğin insan hayatında ve özellikle de sanatta ne kadar önemli olduğunu sonradan öğrendim.