Söyleşi Arşivi

Kasım Zoto 19.05.2009
“Sultanahmet bir markadır. Buranın yalnız bir “müzeler yeri ” değil, yaşam bölgesi olabileceğini Paris-Le Marais’de yaşarken anladım...”

Kasım Zoto

TekSatır:
Palabıyıklı Türk neydi; ne oldu, gibi mi?
Kasım Zoto:
Evet öyle. Çok iyi hatırlarım; 30–40 yıl önce Avrupa’ya gittiğimizde Türkiye imajı insanların develerin üzerinde taşınıldığı, bütün erkeklerin 4 eşli olduğu bir ülke şeklinde idi. Turizm ve iletişim araçlarının gelişmesiyle bu imaj büyük oranda değişti.
TekSatır:
Bana da turizm bir taraftan gelişirken, diğer taraftan da ülke genelinde tutuculuk artıyor gibi geliyor da...

Bugünün küresel rekabet ortamında bize yurtdışından kimler geliyor; ve bir gelen, bir daha geliyor mu?
Kasım Zoto:
Turizmde iki dinamik vardır. Birincisi “sürdürülebilir (sustainable), uzun vadeli turizm”; diğeri ise “moda” olan turizm.
Otelcilikte önemli olan “sürdürülebilir” turizmi yaratmaktır; bir başka deyişle aynı müşterinin, aynı otele, aynı mekana devamlı olarak geri dönüşlerini sağlamak... Biz buna otelcilikte “devamlı gelen müşteri - return client” deriz. Bunlar ayda bir, iki ayda bir gibi sıkça gelmeye başladığında siz artık o müşteriyi kazanmışsınızdır.

Üstelik bu kategorideki müşteriler 2 ay geçip de gelemediklerinde size telefon bile ederler ve “yahu çok özledik ama kusura bakma bu kez biraz geciktik; en kısa zamanda geliyoruz” da derler.

Bir de “moda” olduğu için bir otele, bir tatil bölgesine gidenler vardır... Onlar bir otelin, bir mekanın adını ya bir tatil dergisinde görmüşlerdir veya çevrelerinden konuşulurken duymuşlardır. Gelip, geçerler. Hepsi bu…
TekSatır:
Turizmdeki “sadakat” faktöründen söz ediyorsunuz galiba. Marka bağımlılığı gibi ama kötü bir şey de değil tabii...
Kasım Zoto:
Ne iş yapıyor olursanız olun, bir işi sanayi olarak kurduğunuz zaman öncelikle bir “ana” müşteri grubuna ihtiyacınız vardır; turizmde de bu “devamlı gelen müşteridir”. Bizim halk tabirimizle “bir dilim ekmek” olan, karnımızı doyuran müşteri bunlardır.   
Günün popüler yerlerine, gelip, geçici de olsa giden müşteri de işin kremasını teşkil eder. 

Bir hususa dikkat çekmek isterim: Turizmden konuşurken tüm Türkiye’yi bir bütün olarak ele almak sakıncalı olabilir.            
Her ne kadar hepsinin adı ‘turizm’ olsa da, İstanbul’un turizm nedeni bir Antalya’dan veya Anadolu’dan tamamen farklıdır. Bunların hepsi birbirinden pay alır kuşkusuz; Antalya’ya giden, 2 gününü de İstanbul’da geçirebilir. Ama bu değişik turizm noktalarına giden kişilerin esas sebepleri farklıdır.

Kasım Zoto kimdir?
Taksim İlkokulu ve Tarhan Kolejini bitirdi. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde eğitim gördü. 1966 - 1975 tarihlerinde Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı (T.M.G.T.) Turizm Bölümü’nde yöneticilik yaptı.1970 - 1974’de merkezi İsviçre’de bulunan “Federation Of International Youth Travel Organization” (FYTO) Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.1975 yılında profesyonel turizmciliğe başladı. 1981 yılında Fransa’ya giderek, 1994 yılına kadar turizmcilik yaptı. Fransa’da bulunduğu 13 yıl süresince pek çok yabancı şirketin kongre, seminer ve etkinliklerinin Türkiye’de yapılması için çalıştı. Türkiye’de turizmin “incentive” biçimde olması için uğraş verdi. 1981’de bir grup arkadaşı ile birlikte Kalkan’da Kalkan Han Oteli’ni açarak otelciliğe ilk adımlarını attı. 1988 yılında, Sultanahmet’te bulunan ve geçmişi 16. yüzyıla kadar uzanan, Barbaros Hayrettin Paşa’nın leventleri için yaptırılan, büyük İstanbul yangını ve daha sonraki dönemlerde binaların yıkıntıya dönüşmesiyle 1981’e kadar otopark olarak kullanılan arsayı otele dönüştürme çabalarına girişti. Bu proje için 1988’de başlatılan girişimler, bürokratik engeller yüzünden 1993’e kadar sürdü. 5 yıl süren bürokrasi engelinden sonra Vakıflar’dan 49 yıllığına kiralanan Barbaros leventlerinin mekânı, 2,300 metrekarelik alanda 16 ayda tamamlanarak, İstanbul’u yaşatan Armada Otel’e dönüştü. Nisan 2001’de IH&RA (International Hotel&Restorant Association) Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen Kasım ZOTO, Armada ekseninde İstanbul’un tarihi yarımadasının somut ve somut olmayan kültürel varlıklarının korunması için çabalarını sürdürüyor...
Tamamı