Söyleşi Arşivi

Kasım Zoto 19.05.2009
“Sultanahmet bir markadır. Buranın yalnız bir “müzeler yeri ” değil, yaşam bölgesi olabileceğini Paris-Le Marais’de yaşarken anladım...”

Nilgün Güresin - Kasım Zoto

TekSatır:
Nasıl yani? Biz yabancı turistlere yüksek fiyat politikası mı uyguluyoruz?
Kasım Zoto:
Tabii ki değil. Ama bu sorunun cevabını ararken, şu son iktidar dönemine bir göz atmakta yarar var.
Türkiye’de oldum, olası içkiye karşı bir tepki vardır. Cumhuriyet dönemi dahi içkiye çok sıcak bakmamıştı. İçki hem içilmiştir ve hem de kötü çocuk muamelesi görmüştür. Şimdi ise buna “takiye” diyorlar ama bu çok eski bir takiyedir aslında…
İçki muhakkak ki savunulacak bir şey değil ve önleyici tedbirlerin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de alınması gereklidir. Ama yasaklar ve yasaklamalar da çözüm olamaz. 
Bütün vergilerin içkiye ve içki satışlarına yüklenmesi özellikle turizm yönünden hiç de akılcı bir yöntem değildir. Türkiye’de içkinin bu kadar pahalı olmasının nedeni işte bu üzerine bindirilen yüksek vergilerdir. Dünyanın hemen hemen hiç bir yerinde alınan vergi oranı bu derece değildir.
TekSatır:
Ama bu, yabancı turisti ne ilgilendirir ve ne de onun bu konuda bilgi sahibi olması beklenebilir. Gelen turist ne düşünür: “Aaa tabii, Türkiye Müslüman ülke. İçki yasak”. Hatta gidip bir barda tek başına bir kadeh şarap içmeye bile çekinebilir…
Kasım Zoto:
Tabii, doğru ama ben Türkiye konusunda bu kaygıların büyük ölçüde silindiğine inanıyorum. Belki “ramazan ayı” gibi özel durumlar hariç…
Türkiye artık turizmde önemli bir ülke; tüm hataları ve sevaplarıyla çok ciddi bir turizm destinasyonu…
TekSatır:
Türk mutfağı “akademik gastronomi dünyasının” sayılı mutfakları arasındadır; dünya mutfağı deyince Fransız, Çin ve Türk mutfağı sayılır. Ama bunu birçok batılı bilmez. Söylediğiniz de ağzı açık kalır.

Turizm yalnız ülkeyi değil, bir ülke gastronomisini de tanıtan en hayati öğelerden biri. Ama gidin o en lüks otellerimize; görüntü güzeldir ama açık büfedeki her yemeğin lezzeti hemen hemen aynıdır ve sıkıcıdır da.
Ahırkapı Armada Oteli sunduğu özgün Türk mutfağı örnekleriyle de İstanbul’da tanındı. Bu bir kompliman da değil ayrıca Sayın Zoto, gerçek.

Bunu nasıl becerdiniz?
Kasım Zoto:
Armada Oteli hakkında böyle düşündüğünüz için çok teşekkür ederim. Biz Armada’yı İstanbullu’ya beğendirmek üzere yola çıktık. Zira bize gelen bir İstanbullu, mutlu olursa, tekrar, tekrar gelecektir.
Bence Türkiye’deki en önemli problemlerden biri “taklitçilik”dir. Biz, kopyacılığı severiz.
Diyelim ki birisi bir sokakta kebapçı açsın. Dükkân işledi mi, derhal yanına bir başkası kebapçı açar.
Kimsenin aklına “kebapçının yanına ben de bir balıkçı açayım da, birbirimizi tamamlayalım ve müşterilere farklı ürünler sunalım” demek gelmez. 2.yi gören, gider 3. bir kebapçı açar ve en sonunda 5. kebapçı; sonra hep birlikte batarlar.
Bizde bu eczanelerde de aynıdır; çiçekçilerde de…
Taklit etmeyi iyi biliriz de, yaratıcılığımızı kullanıp, özgün, yeni bir şeyler sunmaya pek gayret etmeyiz. Bunu sunanlar da zaten 2 dakika sonra taklit edilirler.

Kasım Zoto kimdir?
Taksim İlkokulu ve Tarhan Kolejini bitirdi. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde eğitim gördü. 1966 - 1975 tarihlerinde Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı (T.M.G.T.) Turizm Bölümü’nde yöneticilik yaptı.1970 - 1974’de merkezi İsviçre’de bulunan “Federation Of International Youth Travel Organization” (FYTO) Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.1975 yılında profesyonel turizmciliğe başladı. 1981 yılında Fransa’ya giderek, 1994 yılına kadar turizmcilik yaptı. Fransa’da bulunduğu 13 yıl süresince pek çok yabancı şirketin kongre, seminer ve etkinliklerinin Türkiye’de yapılması için çalıştı. Türkiye’de turizmin “incentive” biçimde olması için uğraş verdi. 1981’de bir grup arkadaşı ile birlikte Kalkan’da Kalkan Han Oteli’ni açarak otelciliğe ilk adımlarını attı. 1988 yılında, Sultanahmet’te bulunan ve geçmişi 16. yüzyıla kadar uzanan, Barbaros Hayrettin Paşa’nın leventleri için yaptırılan, büyük İstanbul yangını ve daha sonraki dönemlerde binaların yıkıntıya dönüşmesiyle 1981’e kadar otopark olarak kullanılan arsayı otele dönüştürme çabalarına girişti. Bu proje için 1988’de başlatılan girişimler, bürokratik engeller yüzünden 1993’e kadar sürdü. 5 yıl süren bürokrasi engelinden sonra Vakıflar’dan 49 yıllığına kiralanan Barbaros leventlerinin mekânı, 2,300 metrekarelik alanda 16 ayda tamamlanarak, İstanbul’u yaşatan Armada Otel’e dönüştü. Nisan 2001’de IH&RA (International Hotel&Restorant Association) Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen Kasım ZOTO, Armada ekseninde İstanbul’un tarihi yarımadasının somut ve somut olmayan kültürel varlıklarının korunması için çabalarını sürdürüyor...
Tamamı