Teksatır'ın bu haftaki konuğu Sayın Claudio Petrini.
1840'lı yıllarda büyükbüyük dede Antonio Petrini, İtalya'dan gelerek İzmir Alsancak'a yerleşiyor. Antonio Petrini'nin Osmanlı topraklarına geliş sebebi üzerine birçok hipotez var. Halen Türkiye'de yaşayan torunu ve Türk-İtalyan Ticaret Odası Derneği (TİTOD) Eski Genel Sekreteri Claudio Petrini ile söyleşi yapma fırsatını yakaladık.
Sayın Claudio Petrini, Türkiye'de yaşayan Levantenler'in (İtalyan, Fransız, İngiliz, Alman, vs.) zaman içinde kendi kültürlerini Türk kültürleriyle birleştirip ortak bir kültür oluşturmalarının büyük bir zenginlik olduğu görüşünde...
İtalya'nın ticaret dışında, Türkiye-AB üyeliğini desteklemesinin sebeplerini sorduğumuzda ise şu ilginç yanıtı veiyor.
İtalya'nın Türkiye'yi desteklemesinin en önemli unsuru Almanya'nın Fransa ile oluşturduğu siyasi ağırlık merkezidir.
İtalya bundan rahatsızdır ve siyasi ağırlık merkezini dengelemek için bu gücü Akdeniz'e çekmek istiyor. Bunu oluşturabilmesinin en büyük olasılığı da Türkiye ve Türkiye'nin ağırlığını koyabileceği Ortadoğu ve Kuzey Afrika devletleridir.
Teksatır sordu; Sayın Claudio Petrini yanıtladı.
TekSatır:
1840'lı yıllarda Petrini ailesi Osmanlı topraklarına gelerek İzmir Punta'ya yani bugünkü adıyla Alsancak’a yerleşiyor. Hikâyenin geri kalanını siz anlatabilir misiniz?
Claudio Petrini:
Belirttiğiniz gibi 1840’lı yıllarda büyükbüyük dedem Antonio Petrini İtalya'nın Ancona şehrinden İzmir'e tek başına gelir. İtalya'dan İzmir'e geliş sebebi her ne kadar şimdiye kadar tam açıklığa kavuşmadıysa da aile içinde iki hipotez kuvvet kazanmış durumda…
Birincisi o zamanlarda papalık altında bulunan Marche bölgesinde Antonio'nun laik fikirli birisi olması sebebiyle siyasi düşüncelerinden dolayı kaçmaya mecbur kalması.
İkinci hipotez ise Antonio'nun zamanın Ancona valisinin karısı ile ilişkisinden dolayı olay meydana çıkınca, paldır küldür ilk kalkan gemiyle -Türkçe tabiriyle- tüymesi…
Aile içinde herkesin kafasına göre zaman zaman hipotezlerden biri veya öbürü benimsendi… Ama kati olarak birinin tasdik görmesi mümkün olmamıştır.
Ne var ki birkaç ay arayla Ancona'dan çağırdığı Rosina ile evlenir ve İzmir'deki Petrini sülalesini başlatır. Şu anda ben, Antonio'yu saymazsak, dördüncü kuşaktanım ve beni takip eden iki kuşak daha oluşmuş durumda.