Söyleşi Arşivi

Erol Çevikçe 01.09.2009
‘Türkiye Treni’ çağdaş, laik, demokrat bir toplum olmaya doğru hızla yol alıyor.

TekSatır:
Özellikle her lafı gündem yaratacak siyasetçilerin, konuşmalarına daha çok dikkat etmesi gerekmiyor mu?
Erol Çevikçe:
Elbette…
Bakınız şu günlerde Başbakanlık, Bakanlık, Genel Başkanlık düzeyinde lafını bilmeyenlerin… Ağzından çıkanı kulağı duymayanların… Ya da hakaret ederek haklı çıkmak isteyenlerin… Ülkemizi getirdiği ortamın yarattığı gerginliğe ve umutsuzluğa dikkatinizi çekmek isterim…
TekSatır:
Türkiye’de, özellikle Merkez Sağ ve Merkez Sol’un başaramadığı şey Siyasi İletişimdir. Merkezdeki Sağ ve Sol Lider, iletişimi de kendisi üstlenir ve Siyasi İletişimcisine güvenmez. Siyasi İletişime olan güvensizliğin kaynağı sizce nedir?
Erol Çevikçe:
Eski ABD’de Başkanlarından Richard Nixon, ikinci kez Başkanlığı kazandığında bir kitap yayınlanmıştı: “Başkanın Pazarlanması”... Kitap, liderlerin başarısının da bir ticari ürün gibi pazarlama konusu olduğunu belgeliyordu. Yani gerçek olan, politikada başarının püf noktası “Siyasi İletişimdir”…

Benim bunca yıl sonra inandığım bir doğru vardır: “Önemli olan politikacının ne olduğu değil, ne gözüktüğüdür!”… 1950 sonrası Menderes’le başlayan “sandıktan başbakan çıkma dönemi” iyi okunursa; Siyasal İletişimin sonucu belirlediği açıkça görülür. Sağda Demirel, Özal ve günümüzde Erdoğan’ın başarılarının arkasında Siyasal İletişime verdikleri önem yatar. Solda, Ecevit’in, özellikle 1977 seçim başarısındaki en büyük payın da bu konu olduğu araştırmacılarca belgelenmiştir…

Bence, çok üstün yeteneklerine ve siyasal birikimine karşın, Baykal’ın en büyük eksikliği, bu konuyu önemsemekteki ısrarıdır.
“Liderlerde bu nerden kaynaklanıyor?” diye sorarsanız, ben öncelikle: “Bizim yetişme ve eğitim yapımızın, henüz gelişmiş demokratik ülkelerdeki düzeye erişmemiş olmasıdır.” derim… Duygusal etkilerin ağırlık kazandığı kişilik yapısı, hâlâ bizim gibi ülkelerde çok önem taşıyor. Biliyorsunuz hemen her konuda bu böyledir… Günümüzde artık demokratik siyasal alışkanlığı gelişmiş ülke siyasetçileri, tam anlamıyla duygularına gem vurmayı becermekteler.
TekSatır:
Charles de Gaulle (1890–1970), Fransa Devlet Başkanı sıfatıyla: “Hiçbir siyasetçi söylediğine inanmaz ve inananlar karşısında da çok şaşırır.” eleştirisini dönemin siyasetçilerine yöneltmişti. De Gaulle’a göre siyasetçiler, “ustalaşıncaya kadar halkın içinden geldiklerini” söylermiş. Bu tespitlerin üzerinden kırk yılı aşkın bir zaman geçti, ancak hâlâ siyasetçilerin söylemi aynı... Sizce günümüzden kırk yıl sonra da yine aynı mı olacak?
Erol Çevikçe:
Ben bugün artık Avrupa’daki çoğu önder siyasetçinin, söylediğinin yarıdan fazlasına inandığını sanıyorum.
Bizde ise, Sağdakilerin, çoklukla iktidara gelmek için Charles de Gaulle’e hak verdirir bir tutum içinde oldukları söylenebilir… Ama Solda birlikte olduğum liderlerin, inanmadıklarını söylemediklerine büyük oranda tanık olmuşumdur.

Erol Çevikçe kimdir?
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. 1968–1969 yılında Amerika’da Pittsburgh Üniversitesinde Master yaptım. Tezimin Konusu ‘Türkiye’nin Ekonomik Planlama Deneyimi’ üzerineydi. 1973’de Ecevit’in çağrısı ile DPT’den çıkan ilk Milletvekili oldum. Devlet Planlama Teşkilatında görevimi, Ekim 1973 seçimlerine kadar sürdürdüm. 1973’de Ecevit’in çağrısı ile DPT’den çıkan ilk Milletvekili oldum. 1974’de 27 yıl sonra kurulan ilk CHP Hükümeti’nde Adana Milletvekili olarak Bayındırlık Bakanlığı görevini üstlendim. 1980 sonrası, siyaseten yasaklı olduğumuz için Ar-Yapı‘da Danışman olarak ve Bayındır A.Ş. de kurucu ortak olarak çalıştım. 1992 de özel sektör yaşamımı bıraktım. 1988 Kurultayı ile aktif siyasete yeniden döndüm. Erdal İnönü’nün Genel Başkan’lığında SHP’nin Genel Sekreter Yardımcısı oldum. İnönü ile bazı küçük nedenlerle yaşanan gerginlik sonucu Deniz Baykal ile birlikte görevlerimizden ayrıldık. İnönü’ye karşı üst üste üç kez Genel Başkanlık yarışı yaptık., kaybettik. 1992 yılında CHP yeniden açıldı. CHP’de Baykal’ın Genel Başkan Yardımcısı olarak tekrar Atatürk İlke ve Hedefleri doğrultusunda siyasete devam ettim. 1995 Seçimlerinde tekrar Milletvekili seçildim. Politik yaşamımı, CHP’nin bir üyesi olarak sürdürüyorum. Günlük olarak NTVMSNBC internet gazetesinde, Haftada bir veya iki gün de VATAN gazetesinde yazıyorum.
Tamamı