Teksatır'ın bu haftaki konuğu Bayındırlık ve Ulaştırma Eski Bakanı, değerli siyasetçi ve yazar Sayın Erol Çevikçe.
Marksizm’in ve Komünizm’in yaygınlaştığı yıllarda Türkiye gençliğinin toplumsal duyarlığının en yüksek düzeye çıktığı o dönemde, halka ve ülkemize karşı görev düşüncesiyle siyasete atılan Erol Çevikçe, 1973 yılında Ecevit’in önderliğindeki CHP Meclis grubunda eylemli siyasi yaşamına başlıyor.
Genç yaşında Bayındırlık Bakanı olarak hükümet düzeyinde sorumluluklar almaya başlayan Çevikçe, 2009 yılında ise politik yaşamını, CHP’nin bir üyesi olarak sürdürmeye devam ediyor.
Çevikçe, ‘Düşünce, öneri ve beklentilerimi yazarak sizlerle paylaşmayı görev bildim.’ diyor ve ekliyor:
Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini; okuma alışkanlığının yüksekliğinden daha çok, yazma becerisinin düzeyi belirler…
Politikada başarının püf noktalarından siyasi gaflara, Türk kadınının siyasetteki yerinden Kürt açılımı'na kadar birçok konu hakkında Teksatır sordu; Sayın Erol Çevikçe yanıtladı.
TekSatır:
Siyasete ne zaman ilgi duymaya başlamıştınız?
Erol Çevikçe:
Ben 27 Mayıs 1960 ihtilali öncesinden İstanbul Üniversitesi öğrencisiyim.
O dönem Türkiye’de siyasetin dinamik ve açılım kazandığı bir dönemdir. Yine o devrede özellikle dünyada olduğu gibi ülkemizdeki sol düşünce akımları hızlı gelişmiş ve benim kuşağım bu akımlardan çok etkilenmiştir.
Marksizm’in ve Komünizm’in yaygınlaştığı o yıllarda ülkemiz gençliğinin toplumsal duyarlığı en yüksek düzeye çıkmıştır. Hepimiz çağdaş uygarlığa erişmenin ancak merkezi planlama ile olabileceğine inanmıştık. O nedenle, 1961 anayasasını ve Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) kurulmasını çok önemsemiştik. Dolaysıyla, siyasete ilgi duymak benim kuşağımın halka ve ülkemize karşı temel göreviydi.